10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Cevapları 84–153. Sayfalar MEB Yayınları (2025-2026)
Hazırlayan:Y. Ali Yüksel
2025-2026 yılı Türk Dili ve Edebiyatı dersi için hazırlanan MEB Yayıncılık’a ait 10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabının 84–153. sayfalarındaki soruların cevaplarını bu yazıda bulabilirsiniz. Sorulara tam ve doğru şekilde yer verdik. Bazı soruların cevaplarını görsel olarak hazırladık ki daha kolay anlayabilesiniz.
Her bölüm için ayrı ayrı “10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Cevapları MEB Sayfa…” başlıkları oluşturduk. Böylece aradığınız sayfaya hızlıca ulaşabilirsiniz.
Bu yazı da öğrenci dostu olacak şekilde hazırlandı. Hemen altta görebileceğiniz turuncu kutudaki İÇİNDEKİLER bölümünden istediğiniz sayfanın cevaplarına kolayca ulaşabilirsiniz.
Soruları çözerken zorlandığınız noktaları yorum bölümünden bize yazabilirsiniz. Kitabın kalan sayfalarını çözmeye devam ediyoruz, bu yüzden sayfayı takip etmeyi unutmayın.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 86
SORU: 1. Aşağıdaki görselleri inceleyiniz. Görsellerde düzenli aralıklarla tekrarlanan dönüşümlerin günlük hayatımıza
etkileri nelerdir? Açıklayınız.
CEVAP: Bu döngüler hayatımızı birçok şekilde etkiler. Mevsimler değiştikçe hava durumu, giydiğimiz kıyafetler ve yetiştirdiğimiz bitkiler değişir. Ay’ın evreleri de denizlerin gelgitini ve bazı canlıların davranışlarını etkiler. Ayrıca takvimleri ve zamanı düzenlememize de yardımcı olurlar. Kısacası bu düzenli dönüşümler sayesinde hayatımız daha planlı ve düzenli olur.
SORU: Aşağıdaki görsellerde bir ritimden söz edilebilir mi? Gerekçesiyle açıklayınız.
CEVAP: Zeugma Müzesi'nde bulunan Çingene Kızı mozaiğinde farklı renklerdeki küçük taşlar belli bir uyum ve ritimle bir araya getirilmiştir. Halı dokuması esnasında farklı renkte ipler belli bir düzen ve ritim içerisinde düğümlenerek halının motifleri oluşturulmuştur.
SORU: Aşağıdaki şiir alıntılarında ritmi sağlayan unsurlar nelerdir? Açıklayınız.
CEVAP: Şiirde kafiye ve redifler hece ölçüsü ses ve kelime tekrarları ritmi sağlayan unsurlardır.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 87
4. Aşağıdaki metinlerden faydalanarak soruları cevaplayınız.
SORU: a) İki metin arasındaki farklılıklar nelerdir? Görüşlerinizi karşılaştırma ifade eden kelimeler kullanarak yazınız.
CEVAP: 1. metin bir makaleden alınmış, 2. metin ise bir şiirdir. 1 metinde paragraflar ve paragraf başları kullanılmış. 2. metin ise mısralarla yazılmış ve kıtalardan oluşur. 1. metin daha ciddi ve öğretici. Dilin ve kültürün önemini anlatıyor. 2. metin ise duygusal, şarkı sözleri gibi. Hayatın geçiciliğini, insanın acısını dile getiriyor. Yani birinci metin bilgi verirken, ikinci metin duyguları ön plana çıkarıyor.
SORU: 2. b) İki metin arasındaki farklılıkların gerekçeleri neler olabilir? Açıklayınız.
CEVAP: Çünkü yazarların amaçları farklı. Ziya Gökalp topluma bilgi vermek istemiş, bu yüzden açıklayıcı yazmış. Neşet Ertaş ise duygularını ve yaşadığı acıları anlatmak istemiş, o yüzden şiir yazmış.
SORU: 5. Hangi metinden daha fazla etkilendiğimizi gerekçesiyle açıklayınız.
CEVAP: Ben ikinci metinden daha çok etkilendim. Çünkü daha samimi, duygulara dokunuyor. İnsan üzülmüş, kırılmış, bunu çok içten anlatıyor. Kendime daha yakın hissettim.
SORU: 6. Metinlerdeki zamir edat bağlaç ve ünlemler tespit ederek bunların metne katkıları hakkındaki fikirlerinizi açıklayınız.
CEVAP:
Zamirler: ben, sen, o, şey, benim, seni, bize → metni kişisel ve yakın yapıyor.
Edatlar: ile, gibi, karşı, için → anlamı tamamlıyor, cümleleri bağlıyor.
Bağlaçlar: ve, ama, çünkü → düşünceleri birbirine bağlıyor.
Ünlemler: ah, eyvah → duyguyu çok güçlü gösteriyor.
Bunlar kelimeler metni zenginleştiriyor, duygu ve düşüncelerin yazıya dökülmesini kolaylaştırıyor. Metinlere canlılık katıyor. Birinci metinde daha çok açıklayıcı bağlaçlar var, ikinci metinde ise duyguları veren ünlemler daha çok.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 89
SORU: “Toplumların tarihindeki önemli olaylar edebiyatta da bir değişim ve dönüşüm meydana getirir.” Bu cümleden ve incelediğiniz infografikten faydalanarak Türk edebiyatında farklı şiir geleneklerinin ortaya çıkmasının sebepleriyle ilgili sınıf içi tartışma gerçekleştiriniz.
CEVAP: Bu tartışmada kullanılabilecek bazı cümleler şöyle:
Bence toplum değişince şiirler de değişiyor çünkü edebiyat insanın yaşadıklarını yansıtır.
Eski dönemlerde din çok önemliydi, bu yüzden ilahiler yazılmış.
Osmanlı zamanında divan şiiri yaygındı ama Cumhuriyet’ten sonra çağdaş şiir ortaya çıktı.
Toplumda savaşlar, devrimler olunca şairler de farklı konulara yönelmiş.
İnsanların düşünceleri ve duyguları değişince, şiirlerin dili ve biçimi de değişmiş.
Teknoloji ve şehirleşme arttıkça modern şiirler doğmuş.
Her dönem kendi insanının ihtiyaçlarına göre yeni şiir türleri üretmiş.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 90
Aşağıdaki şiirleri okuyunuz ve şiirlerle ilgili çalışmaları yapınız.
SORU: Sen Varsın ve Bahri Hazer şiirlerinde hangi ritim unsurlarına yer verilmiştir? Metinlerden örneklerle açıklayınız.
CEVAP: “Sen Varsın” şiirinde ölçü, uyak,redif ve kelime tekrarları ritim oluşturmuş.
11'li hece ölçüsü; "dokudum-okudum, geçer- içer-açar" gibi mısra sonundaki kafiye ve redifler; “İplik iplik nakışında sen varsın” gibi tekrarlar buna örnek olarak verilebilir.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 91
SORU: 2. Sayfa 91’de verilen kavram haritasında Sen Varsın ve Bahri Hazer şiirlerindeki ahenk unsurlarıyla ilgili boş bırakılan yerleri tamamlayınız.
CEVAP: Görselde cevaplanmıştır. Görüntüyü netleştirmek için resme tıklayınız.
Sıra Sizde:
SORU: ► Sayfa 92’deki gazeli göz gezdirerek okuma yöntemiyle okuyunuz. Başlık ve görselden hareketle şiirin içeriğine yönelik tahminlerde bulununuz.
CEVAP: Gazeller aşk, eğlence, şarap gibi konuları işler. Şiirde Kabe kelimesi ve döne döne ikilemesi geçiyor. Şiir ilahi aşk konulu olabilir.
SORU: ► Sayfa 92’de okuyacağınız gazeli anlamak ve anlamlandırmak için gazelin günümüz Türkçesiyle yazılmış şeklini güvenilir kaynaklardan bularak arkadaşlarınızla paylaşınız.
CEVAP: Necati Bey'in Döne Döne Gazeli'nin Günümüz Türkçesi
(Gazelin ders kitabında verilen beyitlerinin Türkçesi verilmiştir.)
2. Senin zülfüne asılanın ayağı yere mi basar? Zevk
ve şevkle, canını döne döne verir.
3. Zülfünün gecesiyle (siyahlığıyla) gönül ülkesi
harap oldu diye güvercin bu haberi sana döne döne
ulaştırdı.
(...)
5. Senin kapın Kabe olmasaydı; ay ve güneş gece
gündüz o güzergâhı döne döne tavaf etmezlerdi.
6. Aynalar, yer yer asılıp belki sen olabilirsin diye döne döne gelene gidene bakarlar.
7. Ey Necâtî! Padişah meclisinin şarkıcısı bu yeni, orijinal şiiri döne döne raks
ederek okusa yaraşır.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 93
SORU: 1. Gazelde geçen bazı kelime ve kelime grupları ile bunların anlamları aşağıda verilmiştir. Dizelerdeki bağlamlarından hareketle bu kelime ve kelime gruplarını anlamlarıyla eşleştiriniz. Yaptığınız eşleştirmenin doğru olup olmadığını tablonun yanındaki karekoddan kontrol ediniz.
CEVAP: Görselde verilmiştir. Yazıları netleştirmek için görsele tıklayın.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 94
SIRA SİZDE
Aşağıda farklı yüzyıllarda yazılmış metinler ve bu dönemlere ait haritalar verilmiştir. Metinler ve
haritalardan faydalanarak çalışmaları yapınız.
SORU: 1. Yüzyıllar içinde dilde meydana gelen değişimin sebepleriyle ilgili görüşlerinizi açıklayınız.
CEVAP:Dilde değişim, insanların farklı yerlerde yaşaması, yeni kelimeler öğrenmesi ve başka dillerle etkileşime girmesiyle olur. Ayrıca zamanla insanların konuşma tarzı ve yazı kuralları da değişir. Bu yüzden 11. yüzyıldaki Türkçe ile 16. yüzyıldaki Türkçe farklıdır.
SORU: 2. Çalışmadan faydalanarak Necâtî’nin yaşadığı dönemin dil anlayışıyla ilgili çıkarımlarınızı açıklayınız.
CEVAP: Necâtî, 16. yüzyılda yaşadığı için dili süslü, zarif ve Arap-Fars kelimeleriyle dolu kullanırdı. Ama halkın konuştuğu dil ile arasında fark vardı. Bu yüzden şiirlerinde hem güzel kelimeler hem de klasik kurallar ön plandadır.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 96
SORU: Aşağıda günümüz Türkçesiyle de verilen Su Kasîdesi’ni okuyunuz. Gazel ile Su Kasîdesi’ni tablodaki
ölçütlere göre karşılaştırınız.
CEVAP: Görselde verilmiştir. Yazıları netleştirmek için görsele tıklayın.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 97
SORU: Aşağıdaki metinlerden faydalanarak infografikte boş bırakılan yerleri tamamlayınız.
CEVAP: Görselde verilmiştir. Yazıları netleştirmek için görsele tıklayın.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 98
Aşağıdaki yönergeleri takip ederek şiirlerle ilgili grup çalışmasını gerçekleştiriniz.
➡ Öğretmeninizin rehberliğinde gruplar oluşturunuz.
➡ Gruplara birer sözcü seçiniz.
➡ Aşağıda verilen şiirleri okuyunuz.
➡ Karşılaştırma yapmak için konu, tema, metnin yazılma amacı, şiir ve şair ilişkisini yazacağınız
bir tablo hazırlayınız.
Cevap: Görselde verilmiştir. Yazıları netleştirmek için görsele tıklayın.
➡ Metinleri konu, tema, metnin yazılma amacı, şiir ve şair ilişkisi yönüyle karşılaştırınız.
➡ Metinleri millî ve evrensel konuları ele alması bakımından tasnif ediniz.
Cevap:
Millî ve Evrensel Konulara Göre Sınıflandırma:
Millî konulu şiirler:Maraş’ın ve Ökkeş’in Destanı, Vatan Sevgisini İçten Duyanlar, Anne
Evrensel konulu şiirler:Sevgilerde, Kar, Koşma
➡ Beğendiğiniz metinler hakkında grup üyelerinizle ortak bir görüş oluşturunuz.
➡ Ortak görüşlerinizi gerekçelendiriniz.
➡ Ortak görüşünüzü grup sözcüleri aracılığıyla sınıfta sununuz.
Cevap: Her şiir için ayrı bir ortak görüş yazdım. Beğendiğiniz şiire göre sınıfta sunabilirsiniz.
1. Sevgilerde – Behçet Necatigil
Bu şiiri beğendik çünkü duygularını zamanında söyleyemeyen insanların pişmanlığını anlatıyor. Herkesin kendinden bir parça bulabileceği bir şiir. Sade diliyle çok etkileyici.
2. Maraş’ın ve Ökkeş’in Destanı – Gülten Akın
Bu şiiri beğendik çünkü Kurtuluş Savaşı’ndaki cesur halkın mücadelesini anlatıyor. Kadınların kahramanlığı bizi etkiledi. Millî duygularımızı güçlendirdi.
3. Vatan Sevgisini İçten Duyanlar – Âşık Veysel
Bu şiiri beğendik çünkü vatan sevgisini içten ve samimi bir dille anlatıyor. Çalışmanın, üretmenin önemini vurguluyor. Her dizesi bizi motive etti.
4. Kar – Ahmet Muhip Dıranas
Bu şiiri beğendik çünkü duygusal ve düşündürücü. Kış ve karın içinde yalnızlık duygusunu çok güzel anlatıyor. Şiirin ritmi de bizi etkiledi.
5. Koşma – Erzurumlu Emrah
Bu şiiri beğendik çünkü halk şiiri geleneğini hissettik. Aşkın hem güzel hem de acı yanlarını sade bir dille anlatıyor. Dörtlüklerin uyumu çok hoşumuza gitti.
6. Anne – Halide Nusret Zorlutuna
Bu şiiri beğendik çünkü annelere olan sevgiyi en güzel şekilde anlatıyor. “Anne” ile “vatan” arasında bağ kurması çok anlamlı. Şiir hem duygusal hem de saygı dolu.
➡ Karşılaştırdığınız şiirlerden hangisini beğendiğinize ortak bir görüşle karar veriniz. Görüşlerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 100
Bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz)
Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı.
Behçet Necatigil, Bütün Yapıtları Şiirler
SORU: Bu dizelerde yer alan ek ve sözcük durumundaki zamirleri tespit ediniz. Bu tespitlerinizi yaparken nelere dikkat
ettiğinizi gerekçesiyle yazınız.
CEVAP:
Sözcük durumundaki zamirler: siz, şey
Ek durumundaki zamirler: yüz-ü, kalp-iniz
Zamirler ismin yerini tutan kelimeler olduğu için bu özelliği taşıyan sözcüklere dikkat ettim.
(...)
Sesin nerde kaldı, her günkü sesin,
Unutulmuş güzel şarkılar için
Bu kar gecesinde uzaktan, yoldan,
Rüzgar gibi tâ eski Anadolu’dan
Sesin nerde kaldı? Kar içindesin!
Ne sabahtır bu mavilik, ne akşam!
Uyandırmayın beni, uyanamam.
Kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına,
Allah aşkına, gök, deniz aşkına
Yağsın kar üstümüze buram buram…
Buğulandıkça yüzü her aynanın
Beyaz dokusunda bu saf rüyanın
Göğe uzanır -tek, tenha- bir kamış
Sırf unutmak için, unutmak ey kış!
Büyük yalnızlığını dünyanın.
Ahmet Muhip Dıranas, Şiirler
SORU: Bu dizelerden aşağıdaki sözcük türlerine örnekler bularak tablodaki ilgili bölümlere yazınız.
CEVAP:
Zamir: nerde, beni,
Edat: için, gibi
Bağlaç: ne...ne
Ünlem: tâ, ey
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 101
SORU: Aşağıdaki yönergeleri takip ederek “döne döne” redifli gazele yönelik grup çalışmasını gerçekleştiriniz.
➡ Öğretmeninizin rehberliğinde gruplar oluşturunuz.
➡ Gruplara birer sözcü seçiniz.
➡ Grup üyeleri arasında tartışarak soru kartlarındaki açık uçlu soruları cevaplayınız.
Cevap: Alttaki görselde sorular cevaplanmıştır.
➡ Soruların cevaplarıyla ilgili ortak görüşünüzü grup sözcüleri aracılığıyla sınıfta sununuz.
➡ Sunumlar sonunda grupların ortak cevaplarından faydalanarak gazelin temasına, içeriğine,
türüne, dil ve anlatım özelliklerine yönelik çıkarımlarda bulununuz.
Cevap:
Çıkarımlarımız:
Gazelin teması, aşk ve sevgiliye duyulan derin tutku üzerinedir. Şair, sevgiliye kavuşamamanın acısını ama aynı zamanda onun uğruna her şeyi göze alacak kadar büyük bir sevgiyi anlatır.
İçerik olarak, âşık sürekli sevgilinin güzelliğini, üstünlüğünü ve kendisinin bu aşk uğruna çektiği acıları dile getirir. “Döne döne” ifadesi bu duyguların sürekliliğini ve yoğunluğunu gösterir.
Bu şiir aşk konulu bir gazeldir, yani Divan edebiyatının en yaygın türlerinden biridir. Şair, sevgilisine duyduğu aşkı estetik bir biçimde ifade etmiştir.
Dil ve anlatım bakımından, gazelde süslü ama dönemi için sade sayılabilecek bir Osmanlı Türkçesi kullanılmıştır. Arapça ve Farsça kelimeler olsa da anlam duygusal olarak güçlüdür. Redif ve kafiyeler ahenk sağlamış, şiire müzikal bir ritim kazandırmıştır.
Yazıları netleştirmek için görsele tıklayın.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 102
SORU: Aşağıdaki birinci ve ikinci metinleri okuyunuz, üçüncü metni dinleyiniz. Metinlerden faydalanarak aşk temasının farklı dönemlerde ele alınışında nasıl bir değişim ve dönüşüm yaşandığına dair çıkarımlarınızı yazınız.
CEVAP: Eskiden şairler aşkı daha karışık ve süslü bir dille anlatırlarmış. Onlara göre aşk bazen Allah’a duyulan ilahi bir sevgi, bazen de ulaşılması zor bir sevgiliymiş.
Nedîm’in şiirinde aşk daha neşeli ve günlük hayata yakın. Sevgili zarif, güzel ve nazlı biri olarak anlatılıyor.
Erdem Bayazıt’ın şiirinde ise aşk daha içten ve derin. Şair hem sevgiliye hem de Allah’a bağlı bir sevgi hissediyor.
Yani aşk zamanla değişmiş. Eskiden gizli ve karmaşık anlatılırken, günümüzde daha sade, samimi ve duygusal anlatılıyor.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 103
Sıra Sizde
SORU: Okuduğunuz gazelde dönemin sosyal hayatına ait aşağıdaki ifadelerin günümüzde değişime uğrayıp uğramadığına dair tespitlerinizi boş bırakılan bölümlere yazınız.
CEVAP: Görselde verilmiştir. Yazıları netleştirmek için görsele tıklayın.
Aşağıdaki metinlerden faydalanarak soruları cevaplayınız.
1. Metin:
Bilmek istersen seni cân içre ara cânı
Geç cânından bul anı sen seni bil sen seni
Kim bildi ef’âlini ol bildi sıfâtını
Anda gördi zâtını sen seni bil sen seni
Görinen sıfâtundur anı gören zâtundur
Gayri ne hâcetündür sen seni bil sen seni
Kim ki hayrete vardı nûra müstagrak oldı
Tevhîd-i Zâtı buldı sen seni bil sen seni
Bayrâm özini bildi bileni anda buldı
Bulan ol kendü oldı sen seni bil sen seni
Fatma Ahsen Turan, Hacı Bayram-ı Velî
2. Metin:
HACI BAYRAM-I VELÎ’NİN NASİHATLERİ
Sultan Murad Han’a Nasihatı
Hacı Bayram-ı Velî Edirne’den ayrılırken kendisinden nasihat isteyen Sultan Murad Han’a şunları söylemiştir:
Teban içinde herkesin yerini tanı, ileri gelenlere ikramda bulun. İlim sahiplerine hürmet et. Yaşlılara saygı, gençlere sevgi göster. Halka yaklaş (…) iyilerle dostluk kur. Hiç kimseyi küçümseme ve hafife alma. (…) Kötü olduğunu bildiğin hiçbir şeye ülfet etme. İnsanlarla aranızda bazı meseleler görüşülürse yahut onlar bu meselelerde senin bildiğinin hilafını iddia ederlerse, onlara hemen muhâlefet etme. Sana bir şey sorulursa ona herkesin bildiği şekilde cevap ver. Sonra bu meselede şu veya bu şekilde görüş ve delillerin de bulunduğunu söyle. (…)
Fatma Ahsen Turan, Hacı Bayram-ı Velî
SORU: 1. Kişinin kendini bilmesi neden önemlidir?
CEVAP: Kişinin kendini bilmesi önemlidir çünkü insan kendini tanırsa iyiyle kötüyü ayırabilir. Ne istediğini, neye inanacağını daha iyi bilir. Bu da hem huzurlu hem doğru bir hayat sürmesini sağlar.
SORU: 2. Hacı Bayram Veli’nin Sultan Murat’a verdiği öğütler ile “sen seni bil sen seni” sözleri arasında nasıl bir ilişki kurulabilir? Açıklayınız.
CEVAP: Hacı Bayram Veli’nin sözleriyle “sen seni bil sen seni” sözü birbirine benzer. Çünkü ikisi de insanın kendini tanıması, haddini bilmesi ve alçakgönüllü olması gerektiğini anlatır. Kişi kendini bilirse başkalarına karşı da adil ve saygılı olur.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 104
Aşağıdaki metinden faydalanarak soruları cevaplayınız.
KLASİK ŞİİR
TÜRKLERİN İslâm kültürü bünyesinde vücuda getirdikleri “divan şiiri” yahut “klasik şiir” gibi genel isimlendirmelerle anılan manzum eserlerin...
SORU: 1. Klasik Türk şiirindeki güzelliğin kaynağı nedir?
CEVAP: Klasik Türk şiirinde güzelliğin kaynağı Allah’tır. Çünkü şiirlerde anlatılan asıl güzellik, Allah’ın “Mutlak Güzelliği” yani “Hüsn-i Mutlak”ıdır. Şairler, bu güzelliği anlatmak için aşkı bir araç olarak kullanmışlardır.
SORU: 2. Divan edebiyatının Türk
kültür ve medeniyetine katkıları nelerdir? Gerekçeleriyle açıklayınız.
CEVAP: Divan edebiyatı Türk kültürüne büyük katkı sağlamıştır çünkü dili, sanatı ve düşünceyi geliştirmiştir. İnsanlara sevgi, saygı ve derin düşünmeyi öğretmiştir. Ayrıca Türkçenin zenginleşmesine ve klasik şiir geleneğinin oluşmasına da yardımcı olmuştur.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 106
SORU: Aşağıdaki yönergeleri takip ederek grup çalışmasını gerçekleştiriniz.
CEVAP: Görselde verilmiştir. Yazıları netleştirmek için görsele tıklayın.
SORU: I. Grup: “Döne döne” redifli gazel ile şarkının içerik-yapı yönünden benzer ve farklı yönlerini yazınız.
CEVAP: Görselde verilmiştir. Yazıları netleştirmek için görsele tıklayın.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 108
Aşağıdaki metinlerden faydalanarak soruları cevaplayınız.
SORU: 1. Birinci metin Nilay Kınay’ın bir makalesinden, ikinci metin ise Ahmet Refik Altınay’ın araştırma-inceleme türündeki bir eserinden alınmıştır. Buna göre söz konusu metinlerdeki bilgilerin güvenilirliği hakkındaki düşüncelerinizi açıklayınız.
CEVAP: Birinci metin bir araştırmacının yorumlarını içeriyor, yani daha çok düşünceye dayanıyor. İkinci metin ise tarihçi Ahmet Refik Altınay’ın yazdığı bir inceleme, bu yüzden daha belgesel ve güvenilir bilgiler veriyor. O yüzden ikinci metin daha güvenilir diyebilirim.
SORU: 2. Metinlerde geçen “Kasr-ı Hümâyûn, havuz, ejder ağızlı fıskiye, kütüphane, mektep vb.” ifadelerden hareketle devrin sosyal ve kültürel hayatına dair neler söylenebilir?
CEVAP: Bu ifadeler o dönemde insanların zevk, sanat ve bilime önem verdiğini gösteriyor. Kasırlar, havuzlar ve süslü fıskiyeler eğlenceyi, kütüphane ve mektepler ise eğitime verilen değeri anlatıyor. Yani hem keyif hem de kültür bir aradaymış.
SORU: 3. Yukarıdaki metinlerden hangisinin ya da hangilerinin sosyal yaşamı daha fazla yansıttığını düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi gerekçelendirerek yazınız.
CEVAP: Bence ikinci metin sosyal yaşamı daha çok yansıtıyor. Çünkü halkın nasıl yaşadığını, nerelerde eğlendiğini ve hangi yerlerin yapıldığını ayrıntılı anlatıyor. Şairin şiirinde ise daha çok duygular ve eğlence havası var.
SORU: 4. Şairin sosyal hayatı ile şiirlerinde kullandığı temalar ve üslubu arasında bir ilişkiden söz edilebilir mi? Niçin?
CEVAP: Evet, kesinlikle var. Nedim’in yaşadığı dönemde eğlence, müzik ve zevk ön plandaydı. Onun şiirlerinde de bu neşeli ve zevkli hava hissediliyor. Yani yaşadığı hayat, şiirine de yansımış.
SORU: 5. Sosyal ve kültürel hayatta yaşanan değişimlerin dile ve edebiyata yansımasından hareketle edebiyat-toplum ilişkisi hakkındaki çıkarımlarınızı yazınız.
CEVAP: Toplumda eğlence, güzellik ve yenilik arttıkça edebiyat da değişmiş. Şairler daha süslü, neşeli ve şehirli bir dil kullanmaya başlamış. Yani toplum ne yaşıyorsa, edebiyat da onu göstermiş.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 109
SORU: Mersiyeler; din, devlet büyüklerinin ya da sevilen birinin ölümünün ardından yazılan divan şiirleridir. Aşağıdaki mersiyeden faydalanarak soruları cevaplayınız.
CEVAP: Görselde verilmiştir. Yazıları netleştirmek için görsele tıklayın.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 110
SORU: Aşağıdaki karekodda verilen çok modlu metinden faydalanarak metinle ilgili çalışmaları yapınız.
1. Tahlil ettiğiniz gazelle dinlediğiniz Kızılırmak Kıyıları adlı şiiri; karşılaştırarak bunların içerik, yapı, dil ve anlatım özelliklerini kavram haritasına yazınız.
CEVAP: Görselde verilmiştir. Yazıları netleştirmek için görsele tıklayın.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 111
SORU: “Kelimelerin Ritmi” temasında tahlil ettiğiniz “döne döne” redifli gazele dair değerlendirmelerinizi
aşağıdaki öğrenme günlüğüne yazınız.
CEVAP: Görselde verilmiştir. Yazıları netleştirmek için görsele tıklayın.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 112
SORU: Aşağıda edebiyatımızdan bazı sanatçıların şiir hakkındaki düşüncelerine yer verilmiştir. Bu düşüncelerden
faydalanarak tartışmayı gerçekleştiriniz.
DÜŞÜN: Yukarıdaki açıklamalara göre şiir hangi özellikleri taşımalıdır?
CEVAP: Şiir, insanın içindeki duyguları ve hisleri anlatmalı bence. Kelimeler sadece anlam vermek için değil, okuyanı hissettirmek için de kullanılmalı. Şiir tek bir doğruyu söylemez, farklı duyguları ve yaşamı gösterebilir. Okuyan kişi şiiri hem duyup hem hissedebilmeli. Yani şiir, düşündürmekten çok hissettirmekle ilgilidir.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 113
SORU: Tartışmanızın sonucuna dayanarak aşağıdaki şiirlerden hangisinin tespit ettiğiniz özellikleri yansıttığını yazınız.
NE İÇİNDEYİM ZAMANIN
KALK YİĞİDİM
CEVAP: Bence bu özellikleri “Ne İçindeyim Zamanın” şiiri yansıtıyor. Çünkü şiirde şairin hisleri çok güçlü bir şekilde hissediliyor. Okurken duyguları doğrudan yaşıyorsun, ritim ve kelimelerle bir ahenk var. “Kalk Yiğitim!” daha çok olayları ve toplumu anlatıyor, duygudan çok mesaj veriyor.
Okumayı Yönetebilme
► Okuyacağınız Kaldırımlar adlı şiirin başlığından ve görselinden hareketle şiirin
içeriği hakkındaki tahminlerinizi yazınız.
CEVAP: Şiir kaldırımlardan yola çıkarak insanın yalnızlığını anlatıyor olabilir. Yalnız kalan inanın kaldırımları evi gibi sahiplendiğini anlatıyor olabilir.
► Kaldırımlar şiirini okuma tiyatrosu yöntemine uygun olarak okuyabilirsiniz.
► Şiirin birimlerini aranızda paylaşarak sırayla ve sesli biçimde okuyunuz.
CEVAP: Tahminimin doğru olduğunu gördüm. Şiir yalnız insanın kaldırımları sahiplenmesini anlatıyor.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 115
SORU: Kaldırımlar şiirinde geçen aşağıdaki kelimelerin anlamlarını bağlamlarından faydalanarak tahmin ediniz. Tahminlerinizin doğruluğunu TDK Güncel Türkçe Sözlük’ten kontrol ederek bu kelimeleri farklı anlamlara gelecek şekilde birer cümle içinde kullanınız.
CEVAP:
Mil:
Göze sürme çekmeye yarayan, kemik veya fil dişinden yapılmış ince ve uzun araç.
Şiirdeki anlamıyla kurduğum cümle:
Büyükannem, gözüne mil ile sürme çekiyordu, çok güzel görünüyordu.
Şiirdeki anlamdan farklı anlamla cümle:
Yağmur sonrası dere taşınca, sel mille dolmuş bahçeyi kapladı.
Kara:
En koyu renk; siyah, ak, beyaz karşıtı.
Şiirdeki anlamıyla kurduğum cümle:
Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanmış, sokaklar kararmıştı.
Şiirdeki anlamdan farklı anlamla cümle:
O adamın kara mizacı yüzünden kimse onunla anlaşamıyordu.
Can:
İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık; can kuşu, ruh:
Şiirdeki anlamıyla kurduğum cümle:
Bu şekilde can vermek ona yakışmadı.
Şiirdeki anlamdan farklı anlamla cümle:
Canım sıkılıyor, bugün hiç dışarı çıkmak istemiyorum.
Tak:
Millî bayramlarda veya önemli bir olayı anmak için düzenlenen şenliklerde, geçit yapılacak caddelere geçici olarak kurulan, yazılar ve çiçeklerle süslenen kemer:
Şiirdeki anlamıyla kurduğum cümle:
Şehirdeki kutlamada caddenin başına renkli çiçeklerle süslenmiş büyük bir tâk kurmuşlardı.
Şiirdeki anlamdan farklı anlamla cümle:
Kapıya vurunca tâk sesi geldi, köpek havlamaya başladı.
Kollamak:
Göz önünde tutmak, gözlemek:
Şiirdeki anlamıyla kurduğum cümle:
Okulun kapısında bekleyen adam oğlunu kolluyordu.
Şiirdeki anlamdan farklı anlamla cümle:
Bazı kişilerin hakızca kollanması hepimizi rahatsız ediyor.
Sel:
Sürekli yağan yağmurdan veya eriyen kardan oluşan, geçtiği yerlere zarar veren taşkın su; su taşkını.
Şiirdeki anlamıyla kurduğum cümle:
Yağmurdan sonra oluşan selde can kaybı olmamasına sevindik.
Şiirdeki anlamdan farklı anlamla cümle:
Stada giden insan seli bizi alıp stadın kapısına getirdi.
Kemer:
İki sütun veya ayağı birbirine üstten yarım çember, basık eğri, yonca yaprağı vb. biçimlerde bağlayan ve üzerine gelen duvar ağırlıklarını, iki yanındaki ayaklara bindiren bağlantı
Şiirdeki anlamıyla kurduğum cümle:
İki duvarı bağlayan kemer iyice eskimiş, tamir gerekli.
Şiirdeki anlamdan farklı anlamla cümle:
Belindeki kemerinin deri olduğu renginden anlaşılıyordu.
SORU: a) Kaldırımlar şiirinde geçen imgeleri belirleyerek bunları aşağıdaki infografiğe yazınız.
CEVAP: Görselde verilmiştir. Yazıları netleştirmek için görsele tıklayın.
SORU: b) Belirlediğiniz imgelerin kullanılma amaçları hakkında neler söyleyebilirsiniz?
CEVAP: Bu imgeler, şiirdeki karanlık ve yalnız hisleri daha iyi hissettirmek için kullanılmış. Okuyucu, şairin hislerini daha kolay anlıyor ve sanki o sokaktaymış gibi hissediyor.
SORU: c) Şairin bu imgeleri seçerken içinde bulunduğu duygu durumu hakkındaki çıkarımlarınız nelerdir?
CEVAP: Şair, yalnız, karanlık ve biraz korkulu bir ruh hâlindeymiş. Korku, endişe ve yalnızlık hislerini imgelerle güçlü şekilde aktarmış.
SORU: 3. Aşağıda verilen kelimelerden seçtiklerinizi Kaldırımlar şiirinin bir dörtlüğünde imge olacak şekilde kullanarak dörtlüğü yeniden yazınız.
CEVAP:
Kaldırımlar sessiz, fırtına geçiyor,
Saatin tik takı geceyi bölüyor.
Musiki gibi esiyor sisin içinde,
Karanlıkta kayboluyor her gölge yolu.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 116
SORU:Aşağıdaki infografikte istenenleri Kaldırımlar şiirinin ilk birimine göre yazınız.
CEVAP: Görselde verilmiştir. Yazıları netleştirmek için görsele tıklayın.
Aşağıdaki soruları şiirin şekil özelliklerini gösteren infografikten faydalanarak
cevaplayınız.
SORU: 1. Şiirin şekil özelliklerini göz önünde bulundurduğunuzda Necip Fazıl Kısakürek’in
hangi şiir geleneklerinden etkilendiği söylenebilir?
Cevap: Şiirin şekil özellikleri göz önünde bulundurulduğunda şairin halk şiirinden etkilendiği söylenebilir.
SORU: 2. Kaldırımlar şiirinin şekil özellikleriyle içeriği arasında nasıl bir bağlantı kurulabilir?
Cevap: Şiirin şekli düzenli, dizeler uyumlu. Bu düzen, şairin içindeki karmaşayı dengelemeye çalışmasını anlatıyor gibi. Yani biçim sakin ama içi fırtınalı.
SORU: 3. Şiirde kullanılan nazım biriminin şairin okuyucuya iletmek istediği mesajla ilgisi
var mıdır? Görüşlerinizi yazınız.
Cevap: Şiirde dörtlük nazım birimi var. Bu da duyguların ritimli ve akıcı şekilde verilmesini sağlıyor. Okuyucu şairin yalnızlığını ve karanlık duygularını daha iyi hissediyor.
SORU: 4. Ölçü, kafiye ve nazım birimine bağlı kalınmadan yazılan şiirler hakkında neler
söyleyebilirsiniz?
Cevap: Ölçüye ve kafiyeye bağlı kalmadan yazılan şiirlerde şair daha özgür olur. Şair duygularını kalıba sokmadan anlatabilir ama bazen bu tarz şiirler daha soyut ve anlaması zor olabilir. Ölçü ve kafiyenin verdiği ahenk güzelliğini yakalamaları zor olur.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 117
SORU: Aşağıdaki tabloda Kaldırımlar şiirinin dil ve üslup özelliklerine dair bilgi ve örnekler verilmiştir. Bilgilerin karşısındaki boşluklara şiirden örnekler, örneklerin karşısındaki boşluklara ise şiirin hangi dil ve üslup özelliğine sahip olduğunu yazınız.
CEVAP: Görselde verilmiştir. Yazıları netleştirmek için görsele tıklayın.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 118
Doldurduğunuz tablodaki bilgi ve örneklerden faydalanarak aşağıdaki soruları cevaplayınız.
SORU: 1. Kaldırımlar şiirinde kullanılan dil ve üslubun içerikle uyumu hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
CEVAP: Şiirdeki dil sade ama duygular çok derin. Bu da yalnızlık ve karanlık temasına çok yakışıyor. Yani dil ve içerik birbirini tamamlıyor.
SORU: 2. Şiir, hangi özelliklerinden dolayı saf şiir geleneğini temsil ediyor olabilir?
CEVAP: Şiirde duygular ön planda, müzikal bir ahenk var ve anlamdan çok his önemli. Bu yüzden saf şiir geleneğini yansıtıyor.
SORU: 3. Şiirin bir ritmi olduğunu düşünüyor musunuz? Gerekçelendirerek açıklayınız.
CEVAP: Evet, şiirin bir ritmi var. Dizeler düzenli, tekrarlar ve uyumlu sesler ritim oluşturuyor. Okurken sanki bir melodi gibi akıyor.
Çözümleyebilme
Birlikte Öğrenelim
Aşağıdaki yönergeleri takip ederek çalışmayı yapınız.
➡ Grup olarak aşağıdaki görevleri yapınız.
I. Grup: Aşağıdaki soruları cevaplayarak Kaldırımlar şiirinin konu ve temasına yönelik çalışma
yapınız.
SORU: • Şiirin yalnızlık hissi vermesinin sebepleri neler olabilir?
CEVAP: Şair sokaklarda tek başına yürüyor, kimse yok yanında. Karanlık, sessizlik ve soğuk da bu yalnızlık duygusunu artırıyor.
SORU: • Şiirdeki çatışma unsurları nelerdir?
CEVAP: Karanlıkla aydınlık, yalnızlıkla insan isteği, yaşamla ölüm arasında bir çatışma var.
SORU: • Şiirin temasını yansıtan kelime ve kelime grupları nelerdir?
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 119
SORU: 1. “Döne döne” redifli gazelle Kaldırımlar şiirini aşağıda verilen ölçütler doğrultusunda karşılaştırınız.
CEVAP: Görselde verilmiştir. Yazıları netleştirmek için görsele tıklayın.
2. Yaptığınız karşılaştırmadan faydalanarak aşağıdaki formu doldurunuz.
DEĞİŞİM VE SÜREKLİLİK
SORU: “Döne döne” redifli gazelde imgelerin kullanılma biçimiyle Kaldırımlar şiirinde imgelerin kullanılma biçimi hakkındaki görüşlerinizi yazınız.
CEVAP: “Döne döne” gazelinde imgeler daha süslü, soyut ve eski dille anlatılmış. Kaldırımlar’da ise imgeler daha sade ama duygusal. Biri aşkı anlatıyor, diğeri yalnızlığı ve karanlığı.
SORU: Şiirlerde kullanılan söz varlığının günümüzde kullanılıp kullanılmadığı hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
CEVAP: Gazel’deki kelimeler artık pek kullanılmıyor, çoğu eski Türkçe. Ama Kaldırımlar’daki kelimeler hâlâ günlük hayatta var. Bu yüzden Kaldırımlar’ı anlamak daha kolay.
SORU: Divan şiiri geleneğinden modern şiir geleneğine kadar devam eden süreçte şiirde değişmeyen unsurlar nelerdir?
CEVAP: Duygular, imgeler ve ahenk arayışı hiç değişmemiş. Şairler hep duygularını etkileyici biçimde anlatmaya çalışmış.
SORU: Divan şiiri geleneğinden modern şiir geleneğine kadar devam eden süreçte şiirde değişen unsurlar nelerdir?
CEVAP: Dil sadeleşmiş, ölçü ve kafiye zorunluluğu azalmış. Konular da aşk ve sevgiden çıkıp yalnızlık, şehir hayatı gibi yeni şeylere yönelmiş.
SORU: Şiirdeki bu değişikliklerin sebepleri hakkında neler söyleyebilirsiniz?
CEVAP: Zamanla toplum, dil ve düşünce biçimi değişmiş. Şairler de bu değişime ayak uydurmuş, duygularını daha anlaşılır ve çağdaş bir dille anlatmaya başlamışlar.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 120
SORU: 1. Aşağıdaki çok modlu metnin sonuna açık uçlu sorular yerleştirilmiştir. Metinden faydalanarak bu soruları cevaplayınız.
(Videodaki metni sizler için yazıya döktük. Aşağıda metin, sorular ve cevapları verilmiştir.)
NECİP FAZIL KISAKÜREK ÇOK MODLU METNİ
İlk şiiri 18 yaşındayken Yeni Mecmua'da çıkan, 23 yaşında
bütün sanat çevrelerince dehası kabul edilip "Kaldırımlar Şairi"
olarak şöhret bulan, öldüğü 1983 yılı Mayıs'ına kadar şiir yazmaya devam eden
Necip Fazıl Kısakürek'in, edebiyat ve fikir tarihimize mührünü vurmuş 60 yıllık
bir yazı hayatı vardır.
Necip Fazıl bol, çeşitli ve zengin yazı hayatında dil ve
üslup hatası yapmadan, kalemiyle dilin kuyusunu kazan, böylece Türkçemizin de
mimari abidesini ortaya koyan sanatkârdır.
Necip Fazıl, Türk şiirine ne getiriyordu? Bunu
değerlendirebilmek için Necip Fazıl'ın ortaya atıldığı zemini ana hatlarıyla
tanımak gerekir. Milli Mücadele'yi ve Cumhuriyet'i takip eden ilk yıllar
1908'den sonraki edebiyat hareketlerinin bir bakıma devamı gibidir.
Türk milleti, 1908-1923 arası büyük sosyal krizler içine
düşmüştür. Arka arkaya Balkan, Dünya ve İstiklal olmak üzere üç büyük savaşa
girilmiş, ağır toprak ve insan kayıplarına uğranmıştır. 1908'den sonra yetişen
sanatkârların çoğunun sosyal meselelere ağırlık vermeleri bu büyük
sarsıntıların tabii neticeleridir.
Balkan Harbi yıllarında başlayan Milli Edebiyat akımı, az
çok değişik görünüşlerle, Cumhuriyet yıllarında da devam eder. Osmanlı
Devleti'nin göçmüş olması, milli meseleleri hem tarih hem coğrafya bakımından
daha uzak kaynaklara götürür. Anadolu dışındaki ve Anadolu'nun fethinden önceki
tarihî macera edebiyatın konularından biri olur. Bir taraftan da Anadolu
insanını tanıma gayreti, edebiyata Anadolucu ve halkçı bir yön verir.
Diğer taraftan bir asırdır başlamış olan Bati medeniyet ve
kültürünü benimseme davası da Batı'nın teknik ve ekonomik seviyesini ideal
edinmek şeklinde görülür. Necip Fazıl'ın ilk şiirlerini vermeye başladığı
yıllarda şiirimizin durumu bu zeminde bulunuyordu. "Necip Fazıl Şiiri"
diyebileceğimiz bu yeni sesle şiirde dışa çevrilmiş olan gözler insanın iç
varlığına çekiliyor, yeni ve orijinal tesiri bırakan psikolojik bir derinlik
kendisini fark ettiriyordu.
Bu şiiri bu tarihten bir süre önce, Yahya Kemal ve Ahmet
Haşim'in açtığı saf şiir akımının bir uzantısı olarak düşünmek mümkündür.
Metafizik eğilimler, yalnızlık, vehimler, sayıklamalar Necip Fazıl'ın şiirinin
konusunu oluşturur.
Kemalettin Kamu, Ömer Bedrettin Uşaklı, Sabahattin Ali,
Yusuf Ziya Ortaç, Orhan Seyfi Orhon gibi birçok şair bu akımın takipçileri
arasındadır. Ahmet Kutsi Tecer ve Ahmet Hamdi Tanpınar ise hemen bütünüyle bu
çerçeve içinde düşünülmelidir. Genel olarak Necip Fazıl'ın başlattığı bu
akımda, çağın sanatkârlarını tesir altında bırakan ortak bir duygunun varlığını
kabul etmek gerekecektir.
Form bakımından Doğu'dan divan, tekke ve halk edebiyatının
şiir geleneğinden gelen estetik ve fonetik unsurlar, muhteva olarak da
tasavvufi motifler, hikmetli düşünceler kendini hissettirirken Batı'dan ise
Ahmet Haşim'in çığrını açtığı sembolist ve empresyonist şiirin izleri varlığını
gösterir.
SORULAR:
SORU: 1. Cumhuriyet Dönemi'nde Türk edebiyatındaki değişim ve
dönüşümün başlıca göstergeleri nelerdir? CEVAP: Dil sadeleşmiş, halkın anlayacağı bir Türkçe kullanılmaya başlanmış. Konular da daha çok insan, toplum ve Anadolu’ya yönelmiş. Batı etkisi artmış ama milli değerler de korunmuş.
SORU: 2. Necip Fazıl Kısakürek'in Cumhuriyet Dönemi'nde Türk
edebiyatında meydana gelen değişim ve dönüşümdeki rolü ve etkisi hakkında neler
söylenebilir? CEVAP: Necip Fazıl şiire derin düşünce ve iç dünyayı getirmiş. İnsan ruhunu anlatmaya önem vermiş. Onun şiirleriyle duygudan çok düşünce ve inanç ön plana çıkmış.
SORU: 3. Necip Fazıl'ın yaşadığı dönemin önde gelen şairlerinden
biri olması ve kendinden sonraki pek çok şair üzerinde etki bırakmasının
başlıca sebepleri nelerdir? CEVAP: Kendine özgü bir dili ve tarzı vardı. Şiirlerinde hem Doğu’nun hem Batı’nın etkisini birleştirdi. Ayrıca derin duygular ve felsefi düşüncelerle yazdığı için birçok şaire ilham verdi.
SORU: 4. Necip Fazıl'ın şiirlerinde kullandığı temalar nelerdir? CEVAP: Yalnızlık, ölüm, korku, inanç, varoluş ve metafizik düşünceler. Bazen de insanın içindeki karanlık ve arayış duygusu.
SORU: 2. Aşağıdaki şiirlerden hangisi Necip Fazıl Kısakürek’e ait olabilir? Düşüncelerinizi gerekçeleriyle açıklayınız. CEVAP: Bu şiirlerden “Örümcek Ağı” Necip Fazıl Kısakürek’e ait olabilir. Çünkü şiirde karanlık, içe dönük ve derin bir ruh hali var. Ölüm, yalnızlık ve ruhun sıkıntısı gibi konular işlenmiş. Bu da Necip Fazıl’ın genelde metafizik, yani insanın iç dünyasıyla ilgili şiir anlayışına çok benziyor.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 121
SORU: 1. Kaldırımlar şiiriyle aşağıdaki şiiri tabloda verilen ölçütlere göre karşılaştırınız.
CEVAP: Görselde verilmiştir. Yazıları netleştirmek için görsele tıklayın.
SORU: 2. Cumhuriyet Dönemi’nde yazılan bu şiirlerin farklı özelliklere sahip olmasının sebepleri neler olabilir?
CEVAP: Evet, iki şair aynı dönemde yaşamış ama sanat anlayışları farklıydı.
Necip Fazıl, insanın iç dünyasını ve yalnızlığını anlatırken bireysel ve mistik bir üslup kullanmıştır.
Attilâ İlhan ise toplumun sorunlarına ve vatan sevgisine odaklanarak toplumcu ve coşkulu bir dil kullanmıştır.
Yani dönemleri aynı olsa da düşünce yapıları ve bakış açıları farklı olduğu için şiirleri de farklı olmuştur.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 122
SORU: 1. Kaldırımlar şiirinin okuyucuda/dinleyicide uyandırabileceği duyguları aşağıdaki infografiğe yazınız.
CEVAP: Görselde verilmiştir. Yazıları netleştirmek için görsele tıklayın.
SORU: 2. Şiirde baskın olan duygunun hangisi olduğunu düşünüyorsunuz? Arkadaşlarınızla paylaşınız.
CEVAP: Şiirde baskın olan duygu yalnızlık. Şair, kendini şehirde yapayalnız hissediyor, kimseyle bağ kuramıyor. Her şeyden uzaklaşmış biri gibi.
SORU: 3. Kaldırımlar şiirinin hangi bilim ve sanat dallarıyla ilişkili olduğunu şiirden örnekler vererek açıklayınız.
CEVAP: Şiir psikolojiyle ilgilidir çünkü şairin iç dünyasındaki yalnızlık ve korku anlatılır: “Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi.”
"İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler..."
Ayrıca resim sanatıyla da ilgilidir; karanlık sokaklar ve gece betimlemeleri görsel bir atmosfer yaratır: Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.
YANSITABİLME
Sıra Sizde
SORU: 1. Temada okuduğunuz şiirler arasından daha çok beğendiğiniz şiiri ezberleyerek sınıfta okuyunuz (Şiirinizi sınıfta okumadan önce prova yapınız, şiirinizi temayı yansıtacak şekilde vurgu ve tonlamaya dikkat ederek okuyunuz.).
CEVAP: Ben sınıfta “Kaldırımlar” şiirini okumayı seçiyorum çünkü bu şiirdeki yalnızlık ve karanlık duygusu çok etkileyici. Şair, sokaklarda tek başına yürüyormuş gibi hissettiriyor ve okuyucuda tedirginlik uyandırıyor. Şiirin kafiye ve redifleri çok güzel bir hava katıyor Akıcı, dizeler birbirine bağlı ve ritimli bir şekilde ilerliyor. Dil ve anlatım çok içten; kaldırımların, evlerin ve gece karanlığının betimlemeleri sayesinde sanki o sokaklarda yürüyor gibi hissediyorsunuz. Şiiri sınıfta okurken vurgularımı yalnızlık ve karanlık hissini gösterecek şekilde yapacağım, özellikle “karanlık”, “yalnız” ve “serseri kaldırımlar” gibi kelimelere tonlama vereceğim.
SORU: 2. Daha çok beğendiğiniz şiire tema, yapı, dil ve anlatım özellikleri açısından benzeyen ve beğenilerinizi yansıtan bir şiir yazınız.
CEVAP:
“Gece Sokakları”
Sokaklarda sessizlik var, adımlarım yankı yapıyor
Gölgeler sarıyor binaları, üşüyen rüzgâr üflüyor
Her köşe başında bir hayâl, bakıyor bana gizlice
Yalnızlık benimle yürüyor, taşlar altında eziliyor
Ay ışığı titrek, yorgun, gözlerimde kayboluyor
Gece biter mi bilmiyorum, ben de sokaklarda kayboluyorum
Bu şiir, “Kaldırımlar” gibi yalnızlık ve karanlık temasını işler, betimlemeler ve içten bir dil kullanır.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 123
CEVAP: Hayır, söyleyici kendini güvende hissetmiyor. Şiirde sokaklar karanlık ve sessiz, etrafı tehlikeli gibi betimlenmiş: “İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık; Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.” Ayrıca camların siyah ve bakışların sert olması, içindeki korkuyu artırıyor. Söyleyici sürekli tedirgin ve dikkatli, bu yüzden güven içinde değil.
2. Yönergeleri takip ederek aşağıdaki çalışmayı yapınız.
➡ Öğretmeninizin rehberliğinde üç gruba ayrılınız.
➡ Her grup için bir sözcü belirleyiniz.
I. Grup
SORU:➡ Öz güven ve empati temalı kısa bir hikâye yazınız.
CEVAP:
“Küçük Resim”
Elif resim dersinde her zaman yaptığı çizimleri beğenmez, arkadaşlarının yanında utanırdı. Kendini yetersiz ve beceriksiz hissediyordu. Bir gün öğretmen, sınıfa yeni bir ödev verdi: kendi hayalimizdeki bir evi çizecektik. Elif yine kararsız kaldı ve kağıdı boş bıraktı.
Bu sırada yanına Ayşe geldi. Elif’in üzüntüsünü görünce, “Ben senin çizimlerini çok beğeniyorum. Birlikte deneyelim, bak bakalım neler çıkacak,” dedi. Ayşe, Elif’in çizimlerini sabırla izledi, fikir verdi ve onu cesaretlendirdi.
Elif yavaş yavaş kağıda çizgiler çizmeye başladı. İlk başta titrek çizgilerle, sonra daha özgüvenle renklendirdi evini. Arkadaşları da beğendiğinde, Elif kendini çok daha güçlü ve mutlu hissetti.
➡ Hikâyenizi aşağıdaki sorulara cevap verecek şekilde oluşturunuz.
• Öz güven eksikliği olan bir karakter, kendini nasıl hisseder?
• Empati kuran başka bir karakter, ona nasıl yardımcı olabilir?
• Hikâye, karaktere öz güvenini yeniden kazandırmaya yönelik nasıl bir ders verebilir?
➡ Hikâyenizi yazdıktan sonra grup olarak sınıfta hikâyeyi yaratıcı drama ile canlandırınız.
II. Grup
➡ Öz güven ve empati kavramlarını anlatan bir afiş tasarlayınız.
➡ Afişte bulunabilecek bazı başlıklar aşağıda verilmiştir.
• İnsan ilişkilerinde öz güvenin önemi nedir?
• Empati kurmanın öz güven oluşturmada rolü nedir?
• Öz güven ve empatiyi hayatımıza nasıl dâhil edebiliriz?
➡ Afişinizi görsel ve yazılı iletiler içerecek şekilde tasarlayınız.
AŞAĞIDAKİ GÖRSELE BENZER BİR AFİŞ TASARLAYABİLİRSİNİZ.
III. Grup
➡ Empati ve öz güvenle ilgili özgün sloganlar hazırlayınız.
CEVAP:
"Kendine inan, başkalarını da anla." "Empatiyle güçlen, güvenle parılda." "Dinle, anla, kendine güven." "Başkalarının hislerini hisset, kendi değerini bil." "Güven, empatiyle başlar."
➡ Sloganlarınızın yer aldığı bir zihin haritası oluşturunuz.
CEVAP: Zihin Haritası Önerisi
Merkez:Öz Güven ve Empati
1. Öz güven eksikliği olan bireyler:
Korku
Endişe
Yetersizlik hissi
Çekingenlik
Kararsızlık
2. Empatiyle güven inşa eden bireyler:
Anlaşılmış hissetme
Desteklenmiş hissetme
Rahatlık
Cesaret
Pozitif enerji
• Zihin haritanızda, öz güven eksikliği olan bireylerin hissettiği duygular ile empati kurarak
güven inşa eden bireylerin hissettiği duygulara yer veriniz.
Aşağıdaki sorularla ilgili, grubunuzun ortak fikirlerini grup sözcüleri aracılığıyla paylaşınız.
SORU: 1. İnsan ilişkilerinde öz güvenin önemi nedir? Günlük yaşamınızdan örnekler vererek açıklayınız.
CEVAP: Öz güven insanlarla iyi anlaşmamızı sağlar. Mesela sınıfta bir soruya cevap verirken kendine güvenen kişi çekinmez ve rahatça konuşur. Arkadaşlarla konuşurken de daha samimi ve rahat olur.
SORU: 2. Öz güven duygusunun gelişmesinde empati kurmanın etkili olduğunu düşünüyor musunuz? Açıklayınız.
CEVAP: Bence empati kurmak öz güveni artırır. İnsanların ne hissettiğini anlamak, onlarla daha iyi anlaşmamızı sağlar. Bu da kendimize güvenmemizi kolaylaştırır.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 124
SORU: 1. Aşağıda verilen metin türlerini edebî (sanatsal) ve öğretici (bilimsel) olmak üzere sınıflandırarak ilgili alanlara yazınız.
CEVAP:
EDEBÎ METİNLER:
Roman, Küçük hikâye, Mesnevi, Şiir, Masal, Halk hikâyesi, Manzum hikâye, Efsane
SORU: 2. Edebî metinler bölümüne yazdığınız türlerin ortak özelliklerini kısaca açıklayınız. CEVAP: Hayal gücü ve duygulara önem verir. İnsanları etkilemeyi ve düşündürmeyi amaçlar. Dil ve anlatımı süslü ve güzel olabilir. Gerçek veya hayalî olayları anlatabilir.
SORU: 3. a) Öğretici bir metni edebî metin olarak yeniden yazsaydınız bu metnin öncelikle hangi unsurlarını değiştirirdiniz? Cevaplarınızı arkadaşlarınızla paylaşınız. CEVAP: Öğretici bir metni edebî metin hâline getirmek isteseydim, önce dili daha akıcı ve etkileyici yapardım. Daha çok duygu ve hayal gücü ekler, anlatımı hikâye veya şiir gibi daha canlı hâle getirirdim. Örnekler ve olaylar da daha hayalî olabilir.
SORU: b) Soruya verilen cevaplardan faydalanarak edebî ve öğretici metinlerle ilgili bilgilerinizi gözden geçiriniz. Gerekirse bilgilerinizi yeniden yapılandırınız. CEVAP: Edebî metinler insanı etkilemek ve düşündürmek için yazılır, dili süslü olabilir. Öğretici metinler insanlara bilgi vermek ve düşündürmek için yazılır, dili açık ve anlaşılır olur. Bu bilgilerle metinleri daha iyi ayırt edebilirim.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 125
Aşağıdaki paragrafları istenen anlatım biçimlerine uygun olarak yeniden yazınız. Yazacağınız metinde düşünceyi geliştirme yollarını kullanınız. Kullandığınız düşünceyi geliştirme yollarını ve kullanma nedenlerinizi oluşturacağınız metnin altındaki tabloya yazınız.
1. Tartışmacı anlatımla oluşturulmuş aşağıdaki paragrafı öyküleyici anlatım kullanarak yeniden yazınız.
Nesir güçtür şiirden, diye çok kimselerden işitmiş, çok kitaplarda okumuştum. Gene de inanamazdım.
başından geçenleri, yahut hayal ettiklerini söyleyiverecek. Deyişine bir çekidüzen vermeğe
özenecek elbette, dilinin pürüzsüz olmasına bakacak, kelimelerini seçip her birini cümlede tam
yerine oturtmağa çalışacak. Onun da kendine göre kaygıları var, var ya, şairinkiler gibi mi? (…)
Nurullah Ataç, Karalama Defteri Ararken
CEVAP:
Bir gün kütüphanede otururken elime eski bir deneme kitabı geçti. Sayfaları karıştırırken “Nesir, şiirden daha güçlüdür.” cümlesiyle karşılaştım. Önce inanamadım. “Nasıl olur?” dedim kendi kendime. Şiir, duyguların diliydi sonuçta. Ama o akşam yazı yazmaya oturduğumda, kelimeleri bir araya getirmek o kadar da kolay olmadı. Her cümlede kelimeleri özenle seçtim, defalarca sildim, yeniden yazdım. O zaman anladım ki, düz yazı da tıpkı şiir gibi emek istermiş. Belki de gerçekten nesir, düşündüğümden çok daha güçlüydü.
Bu düşünceyi geliştirme yolunu/yollarını kullanma nedenim: Konu daha canlı ve inandırıcı olsun istedim. Şiirle nesri karşılaştırarak aralarındaki farkı göstermek ve okuyucunun hangisinin daha zor olduğunu anlamasını sağlamak istedim.
2. Betimleyici anlatımla oluşturulmuş aşağıdaki paragrafı açıklayıcı anlatımla yeniden yazınız.
Gelibolu’nun ayazı serttir. Ege’den hiç beklenmeyecek kadar hırçındır, insafsızdır. Uğultulu
seslerle ürkütücü bir hikâye anlatarak dolaşan rüzgâr insanı döver, hırpalar. Sessiz ve incecik
yağan erken bahar yağmuru, (...) ürkütücü hikâyeyi anlamış kadar içini titretir insanın. Rüzgârın
anlattığı hikâye, bunu daha önce hiç duymamış, hiç bilmemiş olanları bile etkiler, hüzünlü bir
iz bırakır ziyaretçilerde. Gelibolu’nun rüzgârı yorar, yalnızlaştırır. Gelibolu’nun ayazı yaman ve
ürperticidir.
(…)
Buket Uzuner, Uzun Beyaz Bulut Gelibolu
CEVAP:
Gelibolu hem Ege Denizi'ne hem de Marmara Denizi'ne kıyısı olan bir yerdir. Gelibolu'nun havası oldukça serttir. Özellikle kış aylarında soğuk rüzgârlar sık görülür. Bu rüzgârlar, denizden gelen nemle birleşince insanı üşütür. Bölgede bahar yağmurları ince ve uzun süreli yağar, bu da havayı daha serin yapar. Bu özellikler, Gelibolu’nun ikliminin Ege'ye kıyısı olan diğer yerlerden farklı olmasına neden olur.
Bu düşünceyi geliştirme yolunu/yollarını kullanma nedenim: Gelibolu’nun havasını daha net anlatmak istedim. Okuyucu hem neden soğuk olduğunu anlasın hem de Ege’nin diğer yerlerinden farkını görsün diye bu yolları kullandım.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 126-127
Performans Görevi
Adı: Öğretici Metinden Edebî Metne
Amacı: Öğretici bir metni edebî metne dönüştürebilme
Süresi: 4 ders saati
Bu performans görevinde sizlerden öğretici bir metni edebî metne dönüştürmeniz beklenmektedir.
Aşağıdaki adımları takip ederek çalışmanızı gerçekleştiriniz.
Öğretici Metni
Edebî Metne Dönüştürme Çalışması
Metnin Adı:Samimilik – Nurullah Ataç
SAMİMİLİK – NURULLAH ATAÇ
Samimilik demiyorlar mı, büyük bir söz ettiklerini, her işi ta kökünden çözümleyiverdiklerini sanıyorlar. Samimi olmak kolaymış gibi. Öyle ya, aklınıza geleni, daha doğrusu ağzınıza geleni söyleyi söyleyiverirsiniz, olur biter. İçinizden öyle doğmuş. Ya sizin içinizden saçma sapan şeyler doğuyorsa, karşınızdakinin onurunu kıracak sözler söylemek doğuyorsa, samimidir diye onları da mı beğenecek, onları da mı alkışlayacağız? Toplum hayatında kişiler birbirlerinden samimilik beklemezler, terbiye beklerler, nezaket beklerler, birtakım kurallara uyulmasını isterler. Mürailik (ikiyüzlülük) edeceksiniz, düşünmediğinizi, inanmadığınızı söyleyeceksiniz demiyorum, ama aklınıza geleni şöyle iyice bir tartmadan söylemeye hakkınız yoktur. Yeryüzünde bir başınıza değilsiniz, başkalarının zevkini, hatırını da gözetmeniz gerektir. Samimiliği yermeye, kötülemeye mi kalkıyorum? Hayır, bilirim onun büyük bir değer olduğunu. Ama nedir samimilik? Uluorta konuşmak mıdır? Değildir. Samimilik bence bir insanı bir iş üzerine iyice düşündükten sonra, canı pahasına da olsa savunmayı göze alarak ortaya çıkardığı kanısıdır. Değme babayiğidin harcı değildir bu. Doğruyu arayacaksınız, menfaatlerinizi, hattâ duygularınızı aşacaksınız, toplumun size aşıladığı önyargılardan silineceksiniz, şu şöyle dermiş, bu böyle dermiş, aldırmayacaksınız, doğruyu bulduğunuza da içinize güven gelecek, o zaman söyleyeceksiniz. Ancak en büyüklerin erebildikleri bir haldir bu. Andre Gide’i samimiliği için överler, anlarım onu, hayatını bitmez bir savaş içinde geçirdi, kendi kendisiyle dahi çarpıştı. İnanacağı hakikati uzun uzun aradı, arkadaşlarından, dostlarından ayrıldı. Samimilik onun için aklına geleni, içinden doğanı yazmak değildi, uğraşarak, didinerek varılacak bir erek idi. Kitaplarını okuyanların çoğu onda bir yapmacık görürler, anlayamazlar. Elbette samimiliği anlamak da kolay değildir. Karşınızdaki adam: “Ah! Kardeşim! Ah! İki gözüm!” diye size sarılı sarılıvermiyor, bir dediğini beğenmeyip boyuna düzeltmeye kendini bırakıvermiyor: “Ben sanata özenmedim, gönlümden koptuğu gibi söyledim gitti” demiyor, tam tersine, sanata özendiğini açıkça söylüyor, inanır mısınız onun samimiliğine? Ama bilin ki asıl samimilik, bir değer olan tek samimilik odur, ondan başkası kendini beğenmektir, lâubaliliktir.
İkide bir samimiliği öne sürmek, kendini beğenmişlere vergidir. “Ben alçakgönüllüyüm, ben mütevazıyım” demek gibi. Alçakgönüllü, mütavazı olduğunu söyleyen adamın düşüncesi nedir? “Bendeki bu değerle, bu üstünlüklerle ben gözlerimi çok yukarılara dikebilirim ya, yapmıyorum, şanıma layık olanı aramıyorum da azla yetiniyorum.” Budur onun dilinin altındaki. Samimi olduğunu söyleyen de: “Bilseniz neyim ben! Söze bir giriştim mi, kendimi sıkmaya hacet yok, inciler, hikmetler dökülür. Güzellikler yaratmam için kendimi bırakıvereyim, yeter!” Hayır, Efendim, yetmez, sıkıverin biraz kendinizi, dedikleriniz karşınızdakilere yarayacak mı, onu düşünün.
Bir gün bir mektup almıştım, okurlarımdan biri benim yazılarımdaki samimiliği beğendiğini bildiriyordu. Sövülmüşüm gibi betime gitti: “Acaba başka bir değeri yok mu benim yazılarımın? Bu okurum benim yazdıklarımda kendi işine yarayacak, hiçbir şey bulamamış da onu söylemek mi istiyor?” diye içlendim durdum. Samimilik arkasından koşanlardan değilim ben, kendimce önemli bulduğum birtakım işler üzerinde düşünürüm, düşündüklerimi de karşımdakilere açıkça anlatmaya özenirim. Doğruyu bulabilir miyim? Ne demek istediğimi anlatabilir miyim? Bilmem orasını, bilemediğim için, içime bir güven gelmediği için de üzülürüm. Böyle konuşma diliyle yazmaya çalışmam samimilik için değildir, düşündüklerimizi karşımızdakilere bildirmek için Türkçede en iyi yolun bu olduğuna inanırım da onun için böyle yazarım. İnsan işini, sevdiği, saydığı işini içinden doğana bırakır mı? Ben de işim üzerine, yani yazarlık üzerine hayli düşündüm, türlü yolları denedim, bugünkü deyişimi uğraşarak kurdum. Bunu övünmek için de söylemiyorum, yalnız kendimi yaradılışıma bırakmadığımın, yazarlığı küçümsemeyip onun gereklerine uymaya çalıştığımın bilinmesini isterim.
Bizim edebiyatımız bu samimilikten çok çekti, hâlâ çekiyor. Bakıyorsunuz, bir delikanlı ağzını yaya yaya birtakım şiirler söylüyor, akşamüstleri canı rakı içmek istermiş, yahut şıpıtık terlikle suya giden kıza gönlü akmış, onu anlatıyor: “Bu da ne böyle?” diye sordunuz mu cevap hazır: “Samimilik!..” Fuzuli, Baki uğraşa uğraşa yazarlarmış, birtakım kurallara boyun eğerlermiş, toplumun ileri gelenlerinin saygısını kazanmaya çalışırlarmış, onlarınki samimilik değil, mürailik (ikiyüzlülük)… Sanıyorlar ki insan samimiliği doğuştan getirir. Yağma yok! Çetin bir yoldur ona götüren yol, bütün büyüklüklere götüren yollar gibi çetindir, kendinizi büyük görürseniz, ne kadar büyük olursanız olun, ereğe göre gene küçük olduğunuzu anlamazsanız, ona eremezsiniz. Samimilik, lâubaliliğin, yarenliğin ayıp olduğunu içinize sindirdikten sonra başlar. O zaman kendinize gelirsiniz: “Yahu! Çevremde adamlar var benim, ben kendimi onlara beğendirmeye, dediklerimi onlara kabul ettirmeye özeniyorum, demek ki doğru dürüst düşünmeye çalışayım, yalnız beni değil, onları da ilgilendirecek şeylerden konuşayım, deyişime bir çekidüzen vereyim.” dersiniz, içinizde gerçekten bir cevher varsa siz de birtakım hakikatler bulur, samimiliğe erersiniz……..
Seçtiğim
öğretici metin türü: Deneme
Bu metni
seçme nedenim:
Bu metni seçtim çünkü içinde hem düşünce var hem de duygulara dokunuyor.
Nurullah Ataç’ın samimilik konusundaki fikirleri bana ilginç geldi. Ayrıca bu
konuyu bir hikâyeye dönüştürürsem daha etkileyici olacağını düşündüm.
Yazma amacım:
Okuyucunun samimiyetin aslında ne kadar zor bir şey olduğunu anlamasını
istiyorum. İnsanların “içimden geldi” diyerek her şeyi söylemenin samimiyet
olmadığını fark etmesini hedefliyorum.
Hedef kitle:
Benim yaşımdaki lise öğrencileri.
Yazma
stratejim:
Metni bir hikâye haline getirip, ana karakterin samimilik kavramını sorguladığı
bir olay üzerinden anlatacağım.
Edebî Metin (Öykü)
Bir sabah okulda, edebiyat öğretmenimiz sınıfa
girip sordu:
“Samimilik sizce nedir çocuklar?”
Herkes farklı şeyler söyledi. Kimisi “İçinden
geleni söylemektir.” dedi, kimisi “Yalan söylememek.” Ben de sessizce oturup
düşündüm. Gerçekten samimi olmak bu kadar kolay mıydı?
O gün dersten sonra en yakın arkadaşımla
tartıştık. Sinirlenip düşünmeden bir şey söyledim, o da çok alınmıştı. Eve
gidince pişman oldum. “Ama ben samimi davrandım!” diye kendimi savundum
içimden. Sonra Nurullah Ataç’ın bir yazısında okuduğum cümle aklıma geldi: “Samimilik aklına geleni söylemek değildir.”
O anda anladım ki samimilik, sadece içinden
geçenleri söylemek değilmiş. Düşünmek, ölçmek, kırmadan anlatmakmış. Gerçek
samimilik, karşındaki insanın kalbini kırmadan doğruyu söyleyebilmekmiş.
Ertesi gün arkadaşımın yanına gidip özür
diledim. “Haklısın,” dedim, “samimi olayım derken seni kırmışım.” O da
gülümsedi. Belki o an ilk defa gerçekten samimi oldum.
Metnin
iletisi:
Gerçek samimilik, içinden geldiği gibi konuşmak değil; düşündükten sonra
doğruyu kırmadan söyleyebilmektir.
Metinde
kullandığım anlatım biçimleri:
·Öyküleyici
anlatım (Bir olay örgüsü var)
·Betimleyici
anlatım (Duygu ve durumlar anlatıldı)
·Açıklayıcı
anlatım (Samimiyetin anlamı açıklandı)
Kullandığım
düşünceyi geliştirme yolları:
·Tanımlama:
Samimiliğin ne olduğu açıklandı.
·Örnekleme:
Karakterin yaşadığı olay örnek olarak verildi.
·Karşılaştırma:
Samimiyetin yanlış ve doğru hâli karşılaştırıldı.
Bu
yolları kullanma nedenim:
Okuyucunun konuyu daha iyi anlamasını istedim. Somut bir örnekle anlatarak
samimiliğin sadece “içten gelmek” olmadığını göstermek istedim.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 129
Konuya Başlarken
1. Size göre aşağıdaki görsellerde yer alanlardan hangileri sohbetlerin vazgeçilmezlerindendir? İlgili
kutucukları işaretleyerek gerekçesini açıklayınız.
CEVAP: Görselde verilmiştir. Yazıları netleştirmek için görsele tıklayın.
SORU: 2. Bu parçada sözü edilen sohbetlerin hangisinde bulunmak istersiniz? Niçin?
CEVAP: Ben orta halli halkın yaptığı helva sohbetlerinde bulunmak isterdim. Çünkü orada ortam daha samimi ve neşeliymiş. İnsanlar içten davranıyor, sohbet ediyormuş. Böyle sıcak bir ortamda hem helva yemek hem de sohbet etmek bence çok keyifli olurdu.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 130
SORU: 3. Bu parçadan faydalanarak söyleşi türüyle ilgili tablodaki bölümleri doldurunuz.
CEVAP: Görselde verilmiştir. Yazıları netleştirmek için görsele tıklayın.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 132
1. Aşağıdaki yönergeleri takip ederek beyin fırtınası çalışmasını yapınız.
➡ Tartışmayı yönlendirmek üzere bir sözcü belirleyiniz.
➡ “Ritim edebî ürünlere nasıl yansıtılır?” sorusuna dair aklınıza gelen fikirleri paylaşınız.
➡ Konu hakkındaki düşüncelerinizi özgürce ifade ediniz.
➡ Sınıf sözcüsü aracılığıyla fikirleri tahtaya yazınız.
➡ Bu fikirleri tartışarak değerlendiriniz.
➡ Aşağıda boş bırakılan bölüme tartışma sorusuyla ilgili değerlendirmelerinizi yansıttığınız kısa
bir yazı yazınız.
CEVAP: Bence ritim, edebî ürünlere kelimelerin uyumu ve tekrarlarıyla yansıtılır. Özellikle şiirlerde ölçü, kafiye ve ses benzerlikleri ritim oluşturur. Hikâyelerde ya da denemelerde ise cümlelerin uzunluğu ve vurgular ritmi etkiler. Ritim olunca yazı daha akıcı ve etkileyici olur. Okurken insanın kulağına hoş gelir ve duyguyu daha iyi hissettirir.
SORU: 2. Dinlediğiniz/izlediğiniz metindeki ritim unsurlarıyla ilgili aşağıdaki soruları cevaplayınız.
CEVAP:Görselde verilmiştir. Yazıları netleştirmek için görsele tıklayın.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 133
3. Dinleme/izleme metniyle ilgili aşağıdaki soruları cevaplayınız.
SORU: a) Dinlediğiniz/izlediğiniz söyleşide soruları soran ve cevaplayan kişilerin özellikleri nelerdir?
CEVAP: Soruları soran kişi bir televizyon sunucusudur. Sunucu, konuyu merak eden ve izleyicilerin anlayacağı şekilde sorular yönelten birisidir. Cevaplayan kişi, Ömer Demirbağ, bilgili ve sakin bir edebiyat hocasıdır. Konuları derin ama sade bir dille açıklar.
SORU: b) Dinlediğiniz/izlediğiniz söyleşi kime hitap etmektedir?
CEVAP: Söyleşi, televizyon izleyicilerine, özellikle edebiyata ve şiire ilgi duyan kişilere hitap etmektedir. Aynı zamanda öğrenciler ve genç izleyiciler için öğretici bir içeriktir.
SORU: c) Programın ismi (Edebî) ile içeriği uyumlu mudur? Gerekçesiyle açıklayınız.
CEVAP: Evet, “Edebî” ismiyle içeriği uyumludur. Çünkü programda tamamen edebiyat, şiir, ritim ve Aruz gibi konular konuşulmaktadır. Hem ismi hem içeriği edebiyatın güzelliğini yansıtır.
SORU: ç) Dinleme/izleme metninde dönemin kültürel ve sosyal yaşamına, metin ile yazar arasındaki ilişkiye ve ana düşünceye yönelik hangi çıkarımlara ulaşılabilir? Gerekçelendirerek yazınız.
CEVAP: Metinde, dönemin kültürel ve sosyal yaşamında müziğin, şiirin ve sözün önemli bir yer tuttuğu görülüyor. Edebiyatın halkın duygularını yansıttığı, şairlerin ise dili bir sanat aracı olarak kullandığı anlaşılmaktadır. Yani metin, o dönemde sanatın hayatla iç içe olduğunu gösteriyor.
SORU: Dinlediğiniz/izlediğiniz söyleşide geçen bazı kelime ve kelime grupları aşağıda bağlamıyla verilmiştir. Bunların anlamlarını bağlamından hareketle tahmin ediniz. Tahminlerinizin doğru olup olmadığını TDK Güncel Türkçe Sözlük’ten kontrol ederek kelimeyi farklı bir cümlede kullanınız.
Tahminlerinizi ve cümlelerinizi aşağıdaki tabloya yazınız.
1. Kelime:Bigâne TDK Anlamı (Tahminim): İlgisiz, kayıtsız. Yazdığım Cümle: İnsan çevresinde olanlara bigâne kalmamalı, biraz duyarlı olmalı.
2. Kelime:İrşat TDK Anlamı (Tahminim): Doğru yolu gösterme, aydınlatma, öğüt verme. Yazdığım Cümle: Öğretmenimizin sözleri bizi doğruya yönelten bir irşat gibiydi.
3. Kelime:Divan TDK Anlamı (Tahminim): Klasik Türk edebiyatında şairlerin şiirlerini topladıkları eser; ayrıca devlet meclisi anlamında da kullanılır. Yazdığım Cümle: Fuzuli’nin divanı, en güzel gazellerin yer aldığı bir eserdir.
4. Kelime:İrca etmek TDK Anlamı (Tahminim): Geriye çevirmek, indirgemek, basitleştirmek. Yazdığım Cümle: Bu kadar derin bir konuyu sadece bir olaya irca etmek doğru olmaz.
5. Kelime:Kerte TDK Anlamı (Tahminim): Derece, aşama, basamak. Yazdığım Cümle: O kadar çalıştı ki başarının en yüksek kertesine ulaştı.
6. Kelime:Alamet TDK Anlamı (Tahminim): Belirti, işaret. Yazdığım Cümle: Ufukta beliren kara bulutlar yağmurun alametiydi.
7. Kelime:Zuhur etmek TDK Anlamı (Tahminim): Ortaya çıkmak, meydana gelmek. Yazdığım Cümle: Yeni bir fikir, uzun tartışmalardan sonra zuhur etti.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 134
Dinlediğiniz/izlediğiniz çok modlu metne yönelik aşağıdaki soruları cevaplayınız.
SORU: Söyleşide divan edebiyatı nasıl tanımlanmıştır?
CEVAP: Divan edebiyatı, bizim klasik edebiyatımız olarak tanımlanmıştır. Arapça ve Farsçadan etkilenmiş ama zamanla kendine özgü bir Türk aruzu ve üslubu oluşturmuştur. Ayrıca edebiyatımızın köklerini taşıyan temel bir sanat alanı olarak anlatılmıştır.
SORU: “Divan edebiyatı, edebiyatımızın belkemiğidir.” ifadesinden ne anlıyorsunuz? Açıklayınız.
CEVAP: Bu sözle, divan edebiyatının Türk edebiyatının temelini oluşturduğu anlatılıyor. Yani onsuz Türk edebiyatını anlamak eksik olur demek istiyor. Belkemiği, bir yapının ayakta kalmasını sağlayan en önemli şeydir.
SORU: Divan edebiyatında sosyal hayat nasıl yer bulmuştur? Örneklerle açıklayınız.
CEVAP: Söyleşide, sosyal hayatın divan edebiyatının içinde olduğu söyleniyor. Şairler dönemlerindeki olaylardan, insanlardan ve şehir yaşamından etkilenmiş. Mesela bazı beyitlerde savaşlar, aşk hikâyeleri veya toplumsal eleştiriler görülüyor.
SORU: “Sanatkârlık imkânsızı başarabilmenin macerasıdır.” sözüne katılıp katılmadığınızı gerekçesiyle açıklayınız.
CEVAP: Evet, katılıyorum. Çünkü sanat kolay bir şey değildir, emek ve yaratıcılık ister. Şairler de herkesin söyleyemediği sözü söylemeye çalışır. Bu yüzden sanat, imkânsızı denemek gibidir.
SORU: Söyleşiye bir başlık verseydiniz bu başlık ne olurdu?
CEVAP: “Divan Edebiyatının Gizli Müziği” olurdu. Çünkü söyleşide aruzun ritminden, şiirin müzikle ilişkisine kadar birçok şey anlatılıyor.
SORU: “Divan edebiyatı daha çok saray ve çevresinin ortaya koyduğu bir edebiyattır.” düşüncesine katılıyor musunuz? Gerekçeleriyle açıklayınız.
CEVAP: Kısmen katılıyorum. Çünkü divan edebiyatı ilk zamanlarda saray çevresinde gelişmiş. Ama sadece sarayla sınırlı kalmamış, halktan da etkilenmiş. Sonraki dönemlerde herkesin anlayabileceği bir Türk zevki oluşmuş.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 135
SORU: 1. Dinlediğiniz/izlediğiniz söyleşide yer alan açık iletili cümlelerden beşini yazınız.
CEVAP:
700 yıllık bir edebiyat sadece saraylara, padişaha yaranmak için övgü dolu şiirler söylemekle oluş ve devam edemez.
Büyük şairler daima orijinalite arar.
Şairler hak ve hakikat cihetinde çok fazla ciddiye alınmazlar, mazur kabul edilirler.
Aruzun kendi iç musikisi vardır, apayrı bir ilimdir.
Didaktik şiir yani öğretici şiir aslında şiirin intiharı demektir.
SORU: 2. Dinlediğiniz/izlediğiniz söyleşiden alınan aşağıdaki cümleleri anlamlarına göre (neden-sonuç, koşul, tanım, karşılaştırma vb.) inceleyerek tablodaki ilgili bölüme örnekteki gibi yazınız.
CEVAP:Görselde verilmiştir. Yazıları netleştirmek için görsele tıklayın.
SORU: 3 a) Dinlediğiniz/izlediğiniz söyleşide sunucunun beden dilini kullanıp kullanmadığını gerekçeleriyle açıklayınız.
CEVAP: Sunucu beden dilini etkili kullanıyor. Soru sorarken ellerini açarak vurgu yapıyor (örneğin "Hocam bu klas kelimesi..." derken el jestleri), hocaya dönük oturuyor, mimiklerle merakını belli ediyor (kaş kaldırma, gülümseme). Bu, sohbet havasını samimi kılıyor – söyleşi türünde hazırlıksız konuşma özelliğini güçlendiriyor.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 136
SORU: b) Konuşmacı, sunucunun sorularını cevaplarken beden dilini ve ses tonunu nasıl kullanıyor? Yazınız.
CEVAP: Hocamız Ömer Bey rahatça koltuğa yaslanmış oturuyor, cevap verirken sunucuya dönüp ellerini açarak jest yapıyor (mesela şair isimlerini sayarken parmaklarını kullanıyor). Sesini bazen coşkulu yükseltiyor ("Müthiş!" diye), bazen yavaşlatıp beyit okuyor. Heyecanlanınca gülümsüyor, kaşlarını kaldırıyor. Sanki sohbet ediyormuş gibi doğal ve samimi.
SORU: c) Sunucunun yerinde siz olsaydınız konuşmacıya söyleşideki sorulardan farklı olarak hangi soruları sorardınız? Yazınız.
CEVAP:
"Hocam, günümüz gençleri Divan şiirini nasıl daha kolay anlayabilir, öneriniz nedir?"
"Aruz vezniyle yazılmış şiirleri müzikle birleştirmek mümkün mü?"
"Divan edebiyatında kadın şairler hakkında ne biliyoruz?"
SORU: 4. “Aslında klasik edebiyat; donuk, statik, yerinde sayan, kendini tekrar eden bir edebiyat değil.” ifadesinden ve dinlediğiniz/izlediğiniz söyleşiden faydalanarak klasik edebiyat döneminde sosyal ve kültürel yaşam hakkındaki çıkarımlarınızı gerekçeleriyle açıklayınız.
CEVAP: Klasik edebiyatta hayatın her şeyi varmış. Kışın boğaz donmuş, kıtlık olmuş, bunları mesneviyle yazmışlar. Padişah indirilmiş, Yeniçeri isyan etmiş, Nefi sadrazama "köpek" diye hiciv yazmış. Sarayda değil, halk arasında da okunuyormuş (Süleyman Çelebi'nin Mevlid'i gibi). Kültür zengin: Arapça, Farsça karışmış, medrese-tasavvuf etkili. 700 yıl sürmesi de gösteriyor ki sürekli yenilik var, donuk değil.
SORU: 5. Koca Ragıp Paşa, kütüphanesinin müdürü şair Haşmet’e söylediği sözle ünlüdür. Der ki “Haşmet, öyle bir şiir söylemek isterim ki ne benden önce yazılmış olsun ne de benden sonra söylenmek ihtimali bulunsun.”
Bu parçadan hareketle Koca Ragıp Paşa ve eserleri hakkında hangi çıkarımlar yapılabilir?
Karşılaştıralım.
CEVAP: Ragıp Paşa çok orijinal olmak istiyormuş, eşsiz şiir peşinde. Şairleri kıskanıyormuş ama teşvik de ediyormuş (kütüphane müdürüne söylüyor). Hikemî tarzı seviyor, öğütlü şiirler yazıyormuş. Kendisi de vezir ama sanatçı ruhlu. Eserleri benzersiz, tekrar etmeyen şeyler olmalı. Nabi gibi yenilikçi, ama daha iddialı.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 137
SORU: a) Edebî adlı söyleşi ile Serenad ve Suyu Arayan Adam adlı metinleri tabloda verilen ölçütlere göre karşılaştırarak sınıflandırınız.
CEVAP:Görselde verilmiştir. Yazıları netleştirmek için görsele tıklayın.
SORU: b) Dinlediğiniz/izlediğiniz söyleşiyi özetleyiniz. Özetinizi arkadaşınızla paylaşarak onun geri bildirimlerine göre gözden geçiriniz.
CEVAP:
EDEBÎ (SÖYLEŞİ) ÖZETİ
Bu söyleşide hoca, “klasik edebiyat” kavramının ne anlama geldiğini ve neden bu kelimeyi kullandığımızı anlatıyor. “Klasik” kelimesinin aslında Latince kökenli olduğunu, bizim de Arapça kökenli “edebiyat” kelimesiyle birlikte kullandığımızı söylüyor. Yani iki farklı kültürün kelimesi bir araya geliyor ama kulağımız bunu garip bulmuyor. Hoca, bunun sebebinin edebiyatın zaman içinde birçok kültürden etkilenen bir yapısı olması olduğunu vurguluyor.
Söyleşide Divan şiirinden örnekler veriliyor ve bu şiirlerin hem sanatlı hem de derin anlamlar taşıdığı anlatılıyor. Divan şiirinde açık iletiler kadar kapalı iletilerin de önemli olduğu belirtiliyor. Hoca ayrıca edebiyatın bir birikim işi olduğunu, kelimelerin ve anlatım biçimlerinin yüzyıllar boyunca değişerek geldiğini ifade ediyor.
Sonuç olarak bu söyleşide, edebiyatın nasıl oluştuğu, klasik kavramının neden önemli olduğu ve Divan şiirinin özellikleri üzerinde duruluyor.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 138
SORU: Dinlediğiniz/izlediğiniz söyleşiyle aşağıdaki metni verilen ölçütler doğrultusunda karşılaştırarak yönergelere göre grup çalışmasını yapınız.
CEVAP:Görselde verilmiştir. Yazıları netleştirmek için görsele tıklayın.
CEVAP: Söyleşiler genellikle samimi ve konuşma havasında oluyor. Yazar kendini rahatça ifade ediyor ve günlük konuşma dilini kullanıyor. Okuyucuya sadece bilgi vermek yerine düşüncelerini paylaşıyor. Hem açık mesajlar hem de satır aralarında gizli mesajlar bulunabiliyor. Bu yüzden söyleşiler, okurun yazarla sohbet ediyormuş gibi hissetmesini sağlıyor. Söyleşi türü, hem bilgilendirici hem de doğal bir tür olarak değerlendirilebilir.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 139
1. Dinlediğiniz/izlediğiniz metinle ilgili aşağıdaki soruları cevaplayınız.
SORU: a) Konuşmacı, kişisel düşüncelerini açıklarken düşünceyi geliştirme yollarından hangilerine
başvurmuştur?
CEVAP: Konuşmacı Ömer Demirbağ, düşüncelerini şu yollarla geliştirmiştir:
Tanımlama: Klasik edebiyatı tanımlar: "Divan Edebiyatı, klasik edebiyat, Ümmet edebiyatı, İslami dönem Türk edebiyatı gibi pek çok isimlerle anılır."
Örnekleme: Şair ve eser örnekleri verir: Nefi, Fuzuli, Nailî, Yahya Kemal gibi isimler ve beyitler.
Karşılaştırma: Batı müziğiyle aruzu karşılaştırır: "Batı’da 'do, re, mi, fa' neyse bizde fâilâtün odur."
Tanık Gösterme: Şair beyitlerini alıntılar, örneğin Fuzuli'nin "Selam verdim rüşvet değildir."
Sayısal Verilerden Yararlanma: "18. yüzyılda 10.000 Divan şairi", "700 yıl kesintisiz devam eden" gibi veriler kullanır.
Benzetme: Aruzu "Doğu aleminin notası" olarak benzetir; söz söylemeyi "denize ağ atmak" şeklinde ifade eder.
SORU: b) Sunucu ile konuşmacı arasındaki iletişim hakkında düşünceniz nedir?
CEVAP: Sunucu ve konuşmacı arasındaki iletişim akıcı ve saygılıdır. Sunucu sorularıyla konuyu yönlendirir, konuşmacı "Efendim" veya "Tabii tabii" gibi ifadelerle yanıt verir. Kesintisiz bir akış vardır; sohbet havası hâkimdir ancak bilgi aktarımı ön plandadır.
SORU: c) Konuşmacının yer yer okuduğu dizelerin söyleşiye katkısı nedir?
CEVAP: Okunan dizeler (beyitler), konuyu somutlaştırır ve örnekler. Nefi'nin hiciv beyti veya Yahya Kemal'in gazeli gibi kısımlar, soyut fikirleri canlı kılar, dinleyiciyi konuya daha fazla bağlar ve söyleşiyi zenginleştirir.
SORU: ç) Konuşmacı, cevaplarında açık iletilere mi; örtük iletilere mi ağırlık vermiştir? Niçin?
CEVAP: Konuşmacı ağırlıklı olarak açık iletilere yer vermiştir. Çünkü söyleşi öğretici niteliktedir; izleyiciye net bilgi aktarmak amaçlanır. Örtük iletiler yalnızca şiir örneklerinde bulunur ve bunlar da hemen açıklanır. Bu yaklaşım, konunun anlaşılır olmasını sağlar.
SORU: 2. Aşağıdaki kelime gruplarından faydalanarak dinlediğiniz/izlediğiniz metnin dil ve anlatım/üslup özellikleriyle ilgili çıkarımlarınızı ilgili alanlara yazınız.
CEVAP: Metnin dil ve anlatımı genel olarak açık ve yalındır, okuyucunun kolayca anlayacağı bir üslup kullanılmıştır. Konuşmacı düşüncelerini açıklarken örnekleme ve tanık gösterme gibi düşünceyi geliştirme yollarından yararlanmıştır. Üslup özneldir ve sohbet havasında ilerlediği için samimi bir anlatım vardır. Cümleler çoğunlukla kurallıdır ve fiil cümleleri ağırlıktadır. Yer yer sanatlı dizeler okunmuş olsa da metinde hem açık hem de örtük iletiler bir arada bulunmaktadır. Ayrıca az da olsa benzetme ve deyim gibi söz sanatlarına da yer verilmiştir.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 141
SORU: Aşağıdaki metni okuyunuz. Tabloda verilen ölçütlere göre metni, dinleme/izleme metniyle karşılaştırınız.
CEVAP:Görselde verilmiştir. Yazıları netleştirmek için görsele tıklayın.
Aşağıdaki tabloda yukarıda sana verdiğim EDEBÎ DİNLEME/İZLEME METNİ adlı metinde ileri sürülen görüşler ve bu görüşlere verilen cevapların bir bölümü yer almaktadır.
1. Bu görüşlere verilen cevaplara katılıp katılmadığınızı tablodaki ilgili bölümlere yazınız.
İleri sürülen görüş: “Divan şiirinin hayatiyeti yoktur. Şairler padişahtan ulufe almak için şiirler yazıyordu.”
Görüşe verilen cevap: “Hiçbir bilimsel temeli olmayan, son derece yanlış, imkânsız bir şey. Yani 700 yıl bir edebiyat sadece bu kadarcık bir çerçevede oluşabilir ve devam edebilir mi? Mümkün mü böyle bir şey? Ayrıca şu da vardır: Sarayın yani devletin sanatkârı ödüllendirmesinden daha medeni bir duruş mu olur?”
Cevabın katıldığım yönü: Edebiyatın 700 yıl boyunca yaşaması sadece ödül için olamaz, bu doğru.
Cevabın katılmadığım yönü: Tamamen imkânsız demesi bana biraz kesin ve iddialı geldi.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 142
İleri sürülen görüş: “Klasik edebiyat; donuk, statik, yerinde sayan, kendini tekrar eden bir edebiyattır.”
Görüşe verilen cevap:“Klasik edebiyat, yerinde sayan bir edebiyat olsaydı 700 yıl devam etmezdi; bu kadar çok sanatkâr yetişmezdi. Mesela ben lisedeyken o zamanki eğitim anlayışında bize öğretilen; gazel aşk, kadın, tabiat başka bir şey üzerine yazılmaz. Hayır, efendim! Öyle bir şey yok. Adam baş ağrısına bile gazel yazmış.”
Cevabın katıldığım yönü: Uzun süre devam etmesi ve farklı konularda yazılması, edebiyatın canlı olduğunu gösteriyor.
Cevabın katılmadığım yönü: Her şiirin hayat dolu olduğunu söylemek bana biraz abartılı geldi. Kendi lise eğitimiyle ilgili söylediği de biraz ön yargılı bir ifade.
İleri sürülen görüş: “Divan edebiyatı gerçek hayattan kopuk,
gerçekten uzaktır.”
Görüşe verilen cevap: “Öyle diyorlar. Oysa hayat olduğu gibi hatta o kadar ki
vakfiyelere, cami girişlerine, köprülere yazılan beyitler; o zamanın
anlayışını, estetiğini istikbale postalayan en sağlam vesikalar olarak önümüze
çıkıyor. Şehzade katilleri, padişahın indirilmesi, kazan kaldırmalar,
yeniçeri isyanları hepsi zamanın divan şiirinde makes buluyor.”
Cevabın katıldığım yönü: Şiirlerde dönemin olaylarının yer alması edebiyatın hayattan kopuk olmadığını gösteriyor, buna katılıyorum.
Cevabın katılmadığım yönü: Divan şiirinin her zaman hayatı yansıttığını iddia etmek tam olarak doğru olmayabilir.
SORU: Yaptığınız çalışmadan hareketle dinleme/izleme metnini eleştirel bir bakış açısıyla değerlendiriniz. Değerlendirmenizi aşağıda boş bırakılan bölüme yazınız. CEVAP: Dinlediğim metne eleştirel baktığımda, konuşmacının divan edebiyatını savunurken oldukça kesin ifadeler kullandığını fark ettim. Edebiyatın 700 yıl sürmesini önemli bir kanıt olarak göstermesi etkileyiciydi fakat bazı yerlerde sanki hiç olumsuz yanı yokmuş gibi anlatıldı. Bu da bana biraz tek taraflı geldi. Şiirlerde hayatın yer aldığını söylemesi güzel ama her şairin gerçekleri aynı şekilde yansıtacağını düşünmüyorum. Ayrıca konuşmacı, karşı görüşlere sert tepki verdiği için bazı dinleyiciler ikna olmak yerine tepki gösterebilir. Yine de genel olarak bilgiliydi ve örneklerle düşüncelerini desteklemesi söyleşiyi daha güçlü yaptı. Bence daha dengeli bir yaklaşım olsaydı, söyleşi hem daha ikna edici hem de daha objektif olabilirdi.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 143
Etkinliğin Adı: Toplumsal Hayat ve Dil
Etkinliğin Amacı: Toplumsal hayatta yaşanan değişimin metinlerin dil ve anlatımına etkisinin farkına
varabilme
Etkinliğin Süresi: 4 ders saati
Aşağıdaki yönergeleri takip ederek çalışmayı ders dışı zamanlarda gerçekleştiriniz.
➡ Öğretmeninizin rehberliğinde üç gruba ayrılınız.
➡ Her grup için bir sözcü belirleyiniz.
➡ Çoğaltma ve dağıtım için grup üyelerinden birini görevlendiriniz.
➡ Karekodda bulunan Duha Koca Oğlu Deli Dumrul hikâyesini çoğaltarak
tüm grup üyelerine dağıtınız.
➡ Bireysel çalışmaların ve grup çalışmasının tamamlanacağı tarihleri belirleyiniz.
➡ Grup üyeleri arasında iş bölümü yaparak Duha Koca Oğlu Deli Dumrul hikâyesinden hareketle
aşağıdaki sorulara cevaplar arayınız.
SORU: • Toplumsal hayatta yaşanan dinî değişimin metnin dil ve anlatım özelliklerine etkisi/katkısı nedir?
CEVAP: Metinde ölüm, kader, Allah’ın gücü gibi kavramlar çok önemli. Bu da o dönemde insanların dine bakışını gösteriyor. Mesela Dumrul önce kendini güçlü sanıyor ama sonra Allah’a yalvarıyor. Bu durum, toplumda dinin etkisinin arttığını ve metnin diline ciddi bir saygı ve dua tonu kattığını gösteriyor. “Allah canını almasın” gibi ifadeler buna örnek.
SORU: • Toplumsal hayatta yaşanan sosyal değişimin metnin dil ve anlatım özelliklerine etkisi/katkısı nedir?
CEVAP: Toplumda insanların güce ve otoriteye bakışı değiştikçe metnin dili de değişmiş. Başta Deli Dumrul’un konuşmaları çok sert, meydan okuyan ve kahramanlık havasında. Bu, eski toplumda gücün önemli olduğunu gösteriyor. Ama ölümle karşılaşınca dili yumuşuyor, daha alçakgönüllü ve duygusal ifadeler kullanıyor. Bu değişim, metnin anlatım tarzını kahramanlıktan pişmanlığa çeviriyor. Ayrıca kelimeler başta daha buyurgan (“köprüden geçenden 30…” gibi), sonra daha içten ve yalvarıcı (“Allah’a sığındı”, “canımı bağışla” gibi) oluyor. Bu durum, toplumda güç yerine insani değerlerin ön plana çıktığını gösteriyor ve metnin üslubuna duygusal bir ton katıyor.
SORU: • Toplumsal hayatta yaşanan kültürel değişimin metnin dil ve anlatım özelliklerine etkisi/katkısı nedir?
CEVAP:Hikâyede misafirperverlik, aile bağlılığı ve fedakârlık gibi değerler var. Anne-babanın çocuğa olan sevgisi, eşin fedakârlığı anlatılıyor. Bu da metnin dilini duygusal ve yer yer şiirsel yapmış. Mesela eşinin “Senin için canımı veririm” demesi kültürel değerlerin metne yansımasıdır.
SORU: ➡ Söz konusu metindeki tespitlerinizi metinden örnekler vererek bilgi fişlerine not alınız.
CEVAP:
“Allah’a yalvardı” → dinî etki
“Ana baba can vermedi” → sosyal yapı
“Eş canını vermeye razı oldu” → kültürel değer
Kahramanlık sözleri → eski kültür
Sonradan pişmanlığın dili → değişen anlayış
➡ Bireysel çalışmalarınızı belirlenen sürede tamamlayınız.
➡ Daha önce belirlediğiniz tarihte grup üyeleriyle bir araya gelerek fişlerinizdeki bilgileri karşılaştırınız.
➡ Benzer tespitlerinizi ayıklayarak diğerlerini yazılı bir metne dönüştürünüz.
➡ Grupların ortak tespitlerini öğrenme duvarında paylaşınız.
Değerlendirme
SORU: Çalışmanın hangi aşamasında daha fazla zorlandınız? Gerekçesiyle yazınız.
CEVAP: En çok zorlandığım kısım, metindeki değişimleri açıklamak oldu. Çünkü hem dil, hem sosyal hem de kültürel yönleri ayırmak biraz karışıktı. Ne hangi maddeye giriyor tam emin olamadım. Özellikle örnek seçerken kafam karıştı. Bu yüzden açıklamaları sadeleştirmek zorunda kaldım.
SORU: Çalışmanın en beğendiğiniz yönlerini yazınız.
CEVAP: En beğendiğim kısmı, metnin mesajını anlamak oldu. Deli Dumrul’un değişimini görmek bence çok etkileyiciydi. Ayrıca çalışmayı yaparken eski zaman insanlarının düşünce tarzını anlamak hoşuma gitti. Metni yorumlamak ve günümüzle ilişkilendirmek de benim için ilgi çekiciydi. Bu yüzden çalışmanın düşünmeye yönelten kısmını beğendim.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 144
1. Aşağıdaki karekodda verilen çok modlu metne açık uçlu sorular yerleştirilmiştir. Metinden faydalanarak bu soruları cevaplayınız.
KAREKODDA VERİLEN FUAT SEZGİN BELGESELİ'NİN TAM METNİ
Babam, yedi yaşıma bastığımda ilmin önemini anlatıp çalışmanın ibadet olduğunu söyleyerek beni Doğubayazıt’taki ilk okuluma götürdü. Daha sonra ortaokul ve liseyi okumak için Erzurum’a geldim. Ülkeme, milletime bir an önce hizmet etmek için can atıyor; öğretmenlerimiz ise çok geri kaldığımızı söylüyorlardı. Belki atalarımız imparatorluklar kurmuştu ancak bilim Avrupalılar tarafından geliştirilmişti.
Galileo, kilise baskısına rağmen “Dünya dönüyor” demiş. Kopernik, Ekvator’un yarıçapını kendi bulduğu aletlerle ölçüp hesaplamış. Kristof Kolomb yeni bir kıta keşfetmiş. Leonardo da Vinci insanın anatomisini, ışığın yapısını incelemiş; renklerin oluşumu ve optik üzerine çalışmalar yapmış. Bu keşifleri ve teknikleri gördükçe daha çok meraklanıyor, daha çok çalışma isteğiyle doluyordum.
Liseden sonra matematik tahsili görüp mühendis olmak için İstanbul’a doğru yola çıktım. En büyük hayallerim vardı ama kaderin bana hazırladığı sürprizden haberim yoktu. O zamanlar bir mühendis olacağımı düşünüyordum, ta ki ünlü hoca Helmut Ritter’in dersine girene kadar.
İşte o anda kaderin cilvesi tecelli etmeye başlamıştı. Helmut Ritter, her cümlesinde beni daha çok merakta bırakıyor, daha çok kendine çekiyordu. Dersin sonunda öyle bir şey söyledi ki baştan sona bütün bildiklerimi değiştirdi: “Modern bilimlerin temeli İslam bilimlerine dayanır.” Duyduklarıma inanamıyordum. Babamın söyledikleri gelmişti aklıma. İslam, aklımızı kullanmaya, okumaya bizi yönlendiriyordu. Ancak Müslümanlar bunu yapabilmişler miydi?
Kur’an-ı Kerim’de evrenin yaratılışı ve düzeniyle ilgili birçok ayet vardı. “Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanların yararı için denizde giden gemilerde, Allah’ın gökten indirip onunla ölümünden sonra toprağı dirilttiği suda, orada yaydığı her türlü canlıda, rüzgârı yönlendirmesinde ve gökle yer arasında emir hazır bekleyen bulutta da, elbette düşünen bir kavim için nice deliller vardır.” Bir karar vermiştim: İslam bilimleri tarihi üzerine çalışacaktım. Hem de Helmut Ritter’in yanında.
Tabii ki bu o kadar kolay olmayacaktı. Kayıt dönemi bitmişti. Okul idaresini ikna edip kaydımı değiştirmeleri gerekiyordu. Ondan sonra da titiz, disiplinli ve sert olan Alman hocayı, Helmut Ritter’i ikna etmeliydim. O, söylediklerimi dinledikten sonra bana tek bir soru sordu: “Çok çalışmaya dayanabilir misin?” 1943 yılıydı. Hayatımın dönüm noktasında olduğumu hissediyordum.
Dünyanın en önemli oryantalistlerinden biriyle Şark’ın gizemli sırlarına yapacağımız zaman yolculuğu başlıyordu. Böylece ömrümü adadığım serüven başlamıştı.
SORU: "Modern bilimlerin temeli İslam bilimlerine dayalıdır." sözü Fuat Sezgin'i niçin şaşırtmıştır? CEVAP: Fuat Sezgin bu söze şaşırmıştır çünkü aslında modern bilimlerin temellerinin İslam âlimleri tarafından atıldığını kendisi araştırmalarıyla ortaya koymuştur. Ama buna rağmen dünyada birçok kişi bu gerçeği bilmiyor ya da kabul etmiyordu. Bu yüzden, böyle önemli bir bilgiyi insanların fark etmemesi onu şaşırtmıştır. Yani “Bu kadar açık bir gerçek neden bilinmiyor?” diye düşünmüştür.
SORU: Fuat Sezgin ömrünü neye adamıştır? CEVAP: Fuat Sezgin ömrünü İslam medeniyetinin bilim tarihindeki yerini araştırmaya adamıştır. İslam âlimlerinin astronomi, matematik, tıp, fizik gibi alanlarda yaptığı katkıları ortaya çıkarmak için yıllarca çalışmıştır. Amacı, Batı’da geliştiği sanılan birçok bilginin aslında çok önce Müslüman bilim insanları tarafından bulunduğunu kanıtlamaktı. Bu yüzden hayatı boyunca binlerce eski el yazmasını incelemiş ve kitaplar yazmıştır.
2. Aşağıdaki dizeleri okuyunuz ve soruları cevaplayınız.
SEYFİ BABA şiiri
SORU: a) Çalışmanın yaşı olur mu? Görüşlerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
CEVAP: Bence çalışmanın yaşı olmaz. Çünkü insan hangi yaşta olursa olsun çalışabilir. Ama tabii ki herkesin gücü ve sağlığı aynı olmaz. Yaşlı biri ağır iş yapamaz ama yine de bir şeylerle meşgul olabilir. Önemli olan yaş değil, insanın isteği ve ihtiyacıdır.
SORU: b) “Kim kazanmazsa bu dünyâda bir ekmek parası: / Dostunun yüz karası; düşmanının maskarası!” dizelerindeki görüşe katılıp katılmadığınızı gerekçesiyle yazınız.
CEVAP: Bu sözlere katılıyorum. Çünkü insanlar geçimini sağlamak için çalışmak zorunda. Çalışmadan yaşamak zor olur ve başkalarına muhtaç hissettirir. Ama sadece para kazanmak için yaşamak da doğru değil. Bence insan hem çalışmalı hem de saygı, dostluk ve iyilik gibi değerleri unutmamalı.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 145
SORU: Edebî adlı metne yönelik hazırlanan aşağıdaki Gözlem Formu’nu tespitlerinize dayanarak tamamlayınız.
CEVAP:Görselde verilmiştir. Yazıları netleştirmek için görsele tıklayın.
Yansıtabilme SORU: Edebî adlı metinde dile getirilen duygu ve düşünceleri kendi duygu ve düşüncelerinizle karşılaştırınız.
Divan şiiriyle ilgili çıkarımlarınızı gerekçelendirerek bir yansıtma yazısı yazınız.
CEVAP:
Yansıtma Yazısı
Divan şiiriyle ilgili metinde anlatılanlarla kendi düşüncelerimi karşılaştırdığımda bazı noktalarda aynı fikirde olduğumu fark ettim. Konuşmacı, divan şiirinin sadece saraya yaranmak için yazılmadığını, içinde hayatın gerçeklerini barındırdığını söyledi. Ben de bunun mantıklı olduğunu düşünüyorum. Çünkü bir edebiyat türü bu kadar uzun süre ayakta kalıyorsa mutlaka insanların duygularına dokunmuştur. Daha önce divan şiirinin çok ağır ve anlaşılmaz olduğunu düşünüyordum ama metindeki örneklerle aslında insanların dertlerini, aşklarını, hatta günlük sıkıntılarını bile anlattıklarını öğrenince fikrim değişti.
Ayrıca divan şiirinin sadece aşk ve güzellikten bahsetmediğini, bazen baş ağrısı gibi basit konulara bile yer verdiğini duyunca şaşırdım. Demek ki o zamanın insanları da bugün bizim hissettiklerimize benzer şeyler yaşamış. Bu da bana divan şiirinin aslında düşündüğüm kadar uzak olmadığını gösterdi. Metinde anlatılanlarla karşılaştırınca, ben de artık divan şiirine biraz daha saygı duyuyorum. Belki dili ağır olabilir ama içinde samimiyet ve emek var.
Sonuç olarak bu metin, divan şiirine bakış açımı değiştirdi. Önceden sadece eski ve sıkıcı geliyordu, şimdi ise geçmişin bir parçasını taşıdığı için değerli olduğunu düşünüyorum. Bir edebiyat türünü yargılamadan önce anlamaya çalışmak gerektiğini anladım.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 146
EDEBİYAT ATÖLYESİ (ANLATMA)
KONUŞMA
Aşağıdaki podcasti dinleyerek soruları cevaplayınız.
SORU: 1. Podcasti oluşturan unsurlar nelerdir?
CEVAP: Podcastte konuşma, fon müziği ve Yunus Emre hakkında verilen bilgiler yer alıyor. Bunlar birlikte kullanılarak hem dikkat çekiyor hem de dinleyenin konuyu daha iyi anlamasını sağlıyor.
SORU: 2. a) Podcastin hazırlanma amacı ne olabilir?
CEVAP: Podcastin amacı Yunus Emre’yi tanıtmak ve onun fikirlerini insanlara hatırlatmak olabilir. Özellikle UNESCO’nun 2021 yılını Yunus Emre yılı ilan etmesi nedeniyle onun düşüncelerini yeniden gündeme getirmek istemişler.
SORU: b) Podcastte hangi konular ele alınmıştır?
CEVAP: Podcastte Yunus Emre’nin hayatı, eserleri, tasavvuf anlayışı, insan sevgisi ve dilimize yaptığı katkılar ele alınmış. Ayrıca onun hoşgörü ve barış mesajlarından da bahsedilmiş.
SORU: 3. Podcasti bir televizyon dizisi ya da filminden ayıran en önemli özellikler nelerdir?
CEVAP: Podcasti film veya diziden ayıran en önemli özellik görüntü olmadan sadece sesle ilerlemesidir. İnsan hayal gücünü kullanarak dinler ve istediği yerde, istediği zamanda kolayca dinleyebilir. Ayrıca daha kısa ve bilgi odaklı olur.
SORU: 4. Podcastin dil becerilerinin geliştirilmesinde etkisi ne olabilir?
CEVAP: Podcastler dinleme ve anlama becerilerini geliştirebilir. Yeni kelimeler öğrenmemize yardımcı olur ve dikkatli dinlemeyi öğretir. Ayrıca konuşma düzeni ve anlatım biçimleri hakkında bize örnek olabilir.
Radyo Tiyatrosu: Televizyonun yaygın olmadığı dönemlerde sadece sesli olarak oynanan radyo programı türüdür.
SORU: 1. Radyo tiyatrosunu oluşturan unsurlar nelerdir? CEVAP: Konuşmalar, ses efektleri (kuyuya girme gibi), müzik ve oyuncuların seslendirmesi radyo tiyatrosunu oluşturuyor.
SORU: 2. Radyo tiyatrosunun oluşturulma amaçları neler olabilir? CEVAP: Dinleyiciyi düşündürmek, eğlendirmek ve bazen de duygulandırmak için yapılmış olabilir. Ayrıca suyun değerini ya da dayanışmayı göstermek istemiş olabilirler.
SORU: 3. Radyo tiyatrosunu seslendiren kişilerin hangi özellikleri taşıması gerektiğini düşünüyorsunuz? CEVAP: Sesleri net olmalı, duyguyu iyi yansıtmalılar ve hızlı ya da yavaş konuşmayı iyi ayarlamalılar. Dinleyenin gözünde sahneyi canlandırabilmeliler.
SORU: 4. Günümüzde radyo tiyatrosunun eskisi kadar dinlenmemesinin sebepleri neler olabilir? CEVAP: Çünkü artık insanlar daha çok film, dizi ve internet içerikleri izliyor. Görsellik daha dikkat çekiyor. Ayrıca radyo çok kullanılmıyor, dijital ortamlar daha popüler.
SORU: Sorulara verdiğiniz cevaplardan hareketle radyo tiyatrosu ile podcast arasında nasıl bir değişim ve dönüşüm olduğunu gerekçelendirerek yazınız. CEVAP: Bence radyo tiyatrosundan podcaste geçişte en büyük değişim görsellik yerine erişim ve çeşitlilik oldu. Eskiden radyo tiyatrosu sadece belirli saatlerde dinlenebiliyordu, şimdi podcasti istediğimiz zaman açabiliyoruz. Ayrıca podcastlerde konular daha çeşitlendi, sadece hikâye değil bilgi, sohbet, eğitim de var. İnsanlar artık mobil cihazlarla kolayca dinlediği için podcast daha yaygın hale geldi. Yani teknoloji gelişince dinleme kültürü de buna uyum sağladı.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 147
Aşağıdaki karekodlarda verilen çok modlu metinlerden faydalanarak soruları cevaplayınız.
SORU: 1. Türk edebiyatının dönemlere ayrılmasında ve edebî türlerin ortaya çıkmasında Dîvânu Lugâti’t-Türk’ün etkisi hakkındaki düşüncelerinizi açıklayınız.
CEVAP: Dîvânu Lugâti’t-Türk bence Türk edebiyatı için çok önemli bir eser. Çünkü Türkçenin ilk sözlüğü sayılıyor ve o dönemde kullanılan kelimeleri, deyimleri hatta şiir örneklerini bile içine alıyor. Bu sayede eski Türklerin dili, kültürü ve edebiyat anlayışı hakkında bilgi sahibi olabiliyoruz. Edebiyat dönemlere ayrılırken dilin nasıl değiştiği çok önemli, bu eser de bize başlangıç noktası gibi yol gösteriyor. Ayrıca içinde koşuk ve sav gibi türlerden örnekler olduğu için edebî türlerin ortaya çıkmasında da etkili olmuş. Yani bence Dîvânu Lugâti’t-Türk hem dilimizi korumuş hem de edebiyatın gelişmesine katkı sağlamış.
SORU: 2. Yûsuf Has Hâcip’in Kutadgu Bilig adlı eserinde erdemli, bilgili, akıllı insanı tarif etmesinin sebepleri neler olabilir? Bu öğretilerin günümüze yansıdığını düşünüyor musunuz? Açıklayınız.
CEVAP: Yûsuf Has Hâcip, Kutadgu Bilig’de erdemli ve akıllı insanı anlatır çünkü toplumun doğru, adil ve bilgili kişilerle yönetilmesi gerektiğini düşünmüştür. İnsanlara iyi davranışları ve doğru yolu göstermek istemiştir. Bu öğretiler günümüzde de geçerlidir; hâlâ doğru karar veren, adil ve bilgili kişiler toplum için önemlidir. Yani insanlar hem özel hayatlarında hem de iş ve toplum yaşamında bu erdemleri kullanmalıdır. Bu yüzden Kutadgu Bilig’in öğütleri modern hayatta da değer taşır.
SORU: 3. Alî Şîr Nevâyî’nin Türk dili ile ilgili bir çalışma yapmasının sebepleri neler olabilir?
CEVAP: Alî Şîr Nevâyî, Türkçeyi yüceltmek ve dilin değerini göstermek için çalışmıştır. O dönemde Arapça ve Farsça daha çok kullanılıyordu, ama Nevâyî Türkçenin de edebiyat dili olabileceğini kanıtlamak istemiştir. Türkçeyi geliştirmek ve kültürü yaymak için eserler yazmıştır. Böylece Türk dilinin zenginliğini insanlara göstermek istemiştir.
Aşağıdaki metinden faydalanarak soruları cevaplayınız.
YÛNUS EMRE’NİN HAYATI
SORU: 1. Yunus Emre’nin Hacı Bektaş Veli ve Tapduk Emre ile yaşadıklarını dikkate alarak bir insanın maddi ve manevi ihtiyaçlarının önemiyle ilgili düşüncelerinizi açıklayınız.
CEVAP: Yunus Emre’nin yaşadıklarına bakınca, insanın hem maddi hem de manevi ihtiyaçları önemliymiş gibi görünüyor. O önce buğday gibi maddi ihtiyaç istedi ama sonunda manevi yardımın değerini anladı. Maddi şeyler geçici, manevi öğütler ve rehberlik kalıcıdır. İnsan önce geçimini sağlamalı ama ruhunu da ihmal etmemeli. Bence ikisi dengeli olmalı.
SORU: 2. Yunus Emre’nin Tapduk Emre’ye bağlanması, dergâha kırk yıl boyunca hiç eğri ve yaş odun getirmemesi onun hangi özelliklere sahip olduğunu gösterir?
CEVAP: Yunus Emre Tapduk Emre’ye bağlanıp kırk yıl hiç eğri ve yaş odun getirmemesi, onun sabırlı, fedakâr ve disiplinli olduğunu gösterir. Ayrıca işini severek ve titizlikle yaptığını da gösterir. O, güvenilir ve sadık bir derviştir. Bu özellikler onun olgun bir insan olduğunu anlatır.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 148
Performans Görevi
Adı: Podcast Hazırlama
SORU: Bu performans görevinde sizlerden edebiyat alanında iz bırakmış şahsiyetlerin edebî yönlerini yansıtan bir podcast hazırlamanız beklenmektedir. Performans göreviniz için sınıf dışında hazırlık yapınız.
Aşağıdaki yönergeleri takip ederek performans görevinizi yapınız.
CEVAP: ÖRNEK PODCAST METNİ
[Giriş]
Merhaba arkadaşlar! Bugün sizlere Türk ve dünya edebiyatında çok büyük bir şahsiyetten bahsedeceğim: Mevlana Celaleddin Rumi. Hem şair, hem düşünür, hem de mutasavvıf. Eserleri sadece kendi zamanında değil, günümüzde de hâlâ çok değerli. Onun sözleri ve öğretileri insanlara ilham veriyor.
[Gelişme]
Mevlana 1207 yılında, bugünkü Afganistan sınırları içinde doğmuş. Ama asıl hayatını Konya’da geçirmiş. Orada hem ilim öğrenmiş hem de insanlara yol göstermiş. En bilinen eseri “Mesnevi”. Mesnevi sadece hikâyelerden oluşmuyor; aynı zamanda insanın kendini tanıması, manevi yolculuğu ve doğruyu bulması için dersler veriyor.
Rumi’nin hayatında sevgi çok önemli. Ona göre insanın yaşamı ancak sevgiyle anlam kazanır. İnsanlar birbirini anlamalı, hoşgörülü olmalı ve sabırlı olmalı. Rumi, bu düşüncelerini sadece sözleriyle değil, yaşamıyla da gösteriyor. O, insanlara örnek olmuş, insanların kalplerine dokunmuş.
Mevlana, aynı zamanda farklı kültürlere ve inançlara çok saygılıymış. Ona göre, insanlar farklı olabilir ama sevgi ve anlayış herkesi birleştirir. Bu yüzden onun düşünceleri, sadece kendi çağında değil, bugün de geçerli ve değerli.
[Sonuç]
Mevlana Celaleddin Rumi’nin öğretileri bize barış, sevgi ve hoşgörü yolunu gösteriyor. Onun sözlerinden ilham alarak biz de daha anlayışlı, sabırlı ve merhametli olabiliriz. Unutmayalım, sevgi ve hoşgörü hayatımızı güzelleştirir.
Dinlediğiniz için teşekkürler! Bir sonraki podcastte tekrar görüşmek üzere!
[Uyarı]
Not: Bu metin bir örnektir. Sizler kendi podcastinizi hazırlarken kendi araştırmalarınızı yapın ve kendi üslubunuzu kullanın. Kendi fikirlerinizle ve notlarınızla çalışmanız daha değerli olacaktır.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 149
SORU: Podcast hazırlama sürecindeki deneyimlerinizi, duygu ve düşüncelerinizi aktaran kısa bir paragraf yazınız.
CEVAP: Podcast hazırlarken çok heyecanlandım ve biraz da gergindim. Önce araştırma yaparken Mevlana hakkında yeni şeyler öğrenmek hoşuma gitti. Metni hazırlayıp kaydederken sesimi duyurmak ve doğru tonlamayı bulmak keyifli ama zordu. Kendi sesimi dinleyince eksik yaptığım yerleri fark ettim ve düzeltmek istedim. Bu süreç bana hem sabırlı olmayı hem de kendi fikirlerimi ifade etmeyi öğretti.
SORU: Kelimelerin Ritmi temasında ilk defa karşılaştığınız üç kavramı üçgenin, öğrendiğiniz dört bilgiyi karenin, aklınıza takılan bir soruyu çemberin içine yazınız.
CEVAP:Görselde verilmiştir. Yazıları netleştirmek için görsele tıklayın.
10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı MEB Yayınları Cevapları Sayfa 150
1-3. soruları aşağıdaki metinden faydalanarak cevaplayınız.
SORU: 1. Divan şiirinde kullanılan mazmunların günümüz şiirini etkilediği söylenebilir mi? Gerekçeleriyle açıklayınız.
CEVAP: Evet, divan şiirindeki mazmunların günümüz şiirini etkilediği söylenebilir. Çünkü şairler bugün de şiirlerinde çağrışımları zenginleştirmek ve derin anlamlar katmak için mecaz ve istiarelerden yararlanıyor. Metne göre dilin tarihî gelişiminden gelen yan anlamlar şiire katılıyor.
SORU: 2. Divan şiirindeki mazmun kullanımıyla çağdaş şiirimizde kullanılan sembol ve metaforların şiirdeki işlevini karşılaştırınız.
CEVAP: Divan şiirinde mazmunlar ortak semboller üzerinden anlamı gizlice vermek için kullanılır. Ama çağdaş şiirde sembol ve metaforlar daha bireysel tercih edilir yani herkes aynı anlamı düşünmek zorunda değildir. Mazmun az sözle çok şey anlatır, çağdaş metaforlar ise kişisel imaj dünyası oluşturur.
SORU: 3. Bu metinden hareketle şiir ve şairlerle ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?
A) Günümüzde genç şairler arasında mazmun kullanımı artmıştır.
B) Şairler, şiirlerinde az sözle çok şey anlatmak için mazmunlara yer vermiştir.
C) Şairler, son dönemde şiirlerinde benzetme unsurlarını sıklıkla kullanmışlardır.
D) Şiirlerde metaforlar belirlenirken toplumsal tercihler göz önünde bulundurulmuştur.
E) Şairler, uydurma kelimelerle şiirlerinde yeni bir çağrışım dünyası oluşturmuşlardır.
CEVAP: Doğru cevap: B) "Şairler, şiirlerinde az sözle çok şey anlatmak için mazmunlara yer vermiştir." Çünkü metinde mazmunların az sözle çok şey anlatmayı sağladığı açıkça belirtiliyor.
Sağol Kıral
YanıtlaSilİşine yaradıysa ne güzel!
Sil