Harnâme, 15. yüzyıl Divan edebiyatı şairlerinden Şeyhî tarafından yazılmış alegorik ve hiciv türünde bir mesnevidir. Şair, bu eserinde hayvanlar üzerinden insanları ve toplumsal düzeni eleştirir. Harnâme, klasik edebiyatımızda mizah ve eleştirinin ustaca birleştiği önemli metinlerden biri olarak kabul edilir.
Eserin konusu, güçsüz ve zayıf bir eşeğin durumunu sorgulamasıyla başlar. Eşek, iyi beslenen öküzleri görerek onların sahip olduğu rahat yaşamı ister; ancak sonunda bu isteğinin bedelini ağır öder. Bu hikâye aracılığıyla Şeyhî, kanaatkâr olmanın önemi, haddini bilmenin gerekliliği ve toplumdaki sınıf farklarını eleştirel bir bakışla işler.
Harnâme, mesnevi nazım biçimiyle ve aruz ölçüsüyle yazılmıştır. Kısa hacimli olmasına rağmen güçlü bir anlatıma sahiptir. Alegorik yapısı, sade olay örgüsü ve düşündürücü mesajlarıyla Divan edebiyatında ayrı bir yere sahiptir. Özellikle öğretici ve eleştirel yönüyle hem edebî hem de kültürel açıdan değerli bir eserdir.
📚
İlgili İçerik: Divan Edebiyatı Genel Özellikleri Slayt - Ders Notu başlıklı yazımıza
buradan ulaşabilirsiniz.
📜 HARNÂME METNİ VE GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİ
Vezni: Feilâtün / Mefâilün / Feilün
1. Evvel ol bî-zevâl ü hayy ü alîm
Âhir ol zü’l-celâl-i ferd ü kadîm
Açıklama: Cümle varlığın başlangıcı ve sonu, sonu olmayan hayatın sahibi ve her şeyi ziyadesiyle bilen; ezelden beri var olan, teklik ve yüceliğin sahibi O yaratıcıdır.
2. Zâhir ol Rabb ü Râzık u Vehhâb
Bâtın ol Berr ü Bârî-i Tevvâb
Açıklama: O bağışlaması çok, rızık verici, terbiye eden eserleriyle ortada olsa da, O hayır işleyen, çokça affeden, kulların tövbelerini kabul eden yaratıcı gerçekte gizlidir.
3. Mübdi-i kâinât ü fâyiz-i cûd
Ki vücûdından oldı her mevcûd
Açıklama: Dünyadaki her varlık, evreni yoktan ve emsalsiz bir mükemmellikte yaratan, cömertliği ziyâde olan, O yaratıcının mevcûdiyeti sayesinde varolmuştur.
4. Yir ü gök arş u kürs ü levh ü kalem
İns ü cin iç ü tış u cûd u adem
Açıklama: Yer ve gök, arş ve kürs, her şeyin yazıldığı soyut levha ve herşeyi o levhaya yazan kalem; insan ve cin, zahiri ve batıni âlem varlık ve yokluk,
5. Kabza-i kudretinde lâ-şeydür
Kamu fânī vü bâki ol Hayy’dür
Açıklama: O'nun kudretinin avucunda hiçbir şeydir. Her şey geçici, ebedî/sonsuz olan, O hayat sahibi Allah'tır.
6. Toldurup yir ü göği ibretden
Enbiyâ virmişidi kudretden
Açıklama: Yeri ve göğü ibret vesikalarıyla dolduran O, insanlığa kudretiyle peygamberler gönderdi;
7. K’ideler toğrı yollara irşâd
Bildüreler nedür salâh ü fesâd
Açıklama: Kurtuluşun ve bozgunluğun ne olduğunu bilsinler ve insanları doğru yollara sevk etsinler diye.
8. Ahmed’i kıldı kamudan muhtâr
Efdalü’r-rüsl ü ekremü’l-ebrâr
Açıklama: Ahmed'i (Hz. Muhammed) bütün yaratılmışların içinden seçkin, iyi kimselerin en yücesi, bütün peygamberler içinde en üstün;
9. Şeref-i enbiyâ vü hayr-i enâm
Güher-i asfiyâ vü tâc-ı kirâm
Açıklama: Nebilere şeref, halk içinde en hayırlı, gönlü saf kimselerin incisi, büyüklerin baş tacı kıldı.
10. Toludur arş u ferş nûrundan
Ehl-i küfr anlamaz gurûrundan
Açıklama: Gökler ve yer O'nun nuruyla dolu olduğu halde, kâfirler gururları engel olduğu için bunu anlayamazlar.
11. Anda kim kıldı izz ile mîrâc
Oldı naleyn fark-ı aleme tâc
Açıklama: O, şeref ve izzetle Mirâç’a çıktığında pabuçları âlemlerin başına taç oldu.
12. Bulduğunca cihân sebât ü devâm
Ana vü âline salât ü selâm
Açıklama: Dünya dönmeye devam edip ayakta kaldığı müddetçe, selam ve dua O'na ve O'nun ehline olsun.
Der-medh-i Sultân Murâd Hân (Halleda’llâhu Mülkehû)
(Sultan Murad Han’ın Medhi Hakkında - Allah O’nun mülkünü sonsuz kılsın)
13. Yine âlem cemâli hürremdür
Dîn ü devlet esâsı muhkemdür
Açıklama: Yine dünyanın yüzü gülmektedir; din ve devletin temeli sağlamdır.
14. Nazar-ı âfitâb kîtî tâb
Öyle olur çün ide fethü’l-bâb
Açıklama: Cihanı aydınlatan, kapıları açan güneşin bakışı ortaya çıkınca böyle olur.
15. Yani kim Hüsrev-i Sikender-der
Şâh-ı âdil-dil-i muzaffer-fer
Açıklama: Yani o kapısı İskender’in kapısına benzeyen hükümdar, zaferin ışığı ve âdil gönüllü padişah;
16. Maksad- dil murâd-ı cân u cihân
Şeh ü Sultân Murâd Hân-ı zamân
Açıklama: Gönlün maksadı, cihanın ve canın muradı, zamanın hükümdarı Sultan Murad Han;
17. Dem-i rûhı dürû-ı âdemdür
Âlem-i cân u cân-ı âlemdür
Açıklama: O padişahın ruhunun nefesi; insanlığın ruhu, canın âlemi ve âlemin canıdır.
18. Kademi yir yüzini ideli pâk
Fark-ı eflâk tozca görmez hâk
Açıklama: Ayağı yeryüzünü temizlediğinden beri, toprak gökyüzünü toz değerinde bile görmez.
19. Devlet olduysa halka fahr-i güzîn
Fahr idinür adını devlet ü dîn
Açıklama: Devlet halk için güzide bir övünç kaynağı ise de, devlet ve din onun adıyla övünür.
20. Kadrinün bedri sadr-ı devletde
Güneşe zerre diye rifatde
Açıklama: Kıymet ve itibarının dolunayı, devletin başında parladıkça, yükseklikte güneşe bile zerre der.
21. Nûr umar âfitâb râyından
“Şey lillâh” dir ay sarâyından
Açıklama: Güneş, ışık umar onun aklından; Ay ise “Allah için bir şey” diye sadaka dilenir sarayından.
22. Oldı Yecûc ü fitneden âzâd
Halk içün tîği sed çeker pûlâd
Açıklama: Zamanında devlet fitne ve Yecûc’ünden kurtuldu; onun kılıcı halkı için çelik set çeker.
23. Âyet-i münzel oldı şânında
Feth u nusret anun zamânında
Açıklama: Onun zamanındaki fetih ve zafer, şânını bildirmek üzere gökten inen âyet oldu.
24. Öyle korkar adû kılıcından
Ki tamar kanı her kıl ucundan
Açıklama: Düşman onun kılıcından o kadar korkar ki, vücudundaki her kılının ucundan kanı damlar.
25. Ol atâdan ki kıldı kısm ana Hak
Çâşnîdür bu saltanat el-hak
Açıklama: Allah o padişaha öyle ihsanlar verdi ki, saltanat ona bunlardan bir çeşnidir ancak.
26. Meclis-i ıyşına ola bâkî
Mihr ile meh nedîm ile sâkî
Açıklama: Onun meclislerinde Güneş ebediyete kadar sohbet arkadaşı, Ay da sâkî (içki sunan) olsun.
27. Düni ferruh güni saîd olsun
Günde bir memleket mezîd olsun
Açıklama: Gecesi mutlu, günü kutlu olsun; toprağı günde bir ülke çoğalsın.
28. Ömri yir durduğunca kâim ola
Bahtı gök döndüğünce dâim ola
Açıklama: Ömrü yer durduğunca sürsün; bahtı gök döndüğünce devam etsin.
29. Devletinde kamu zemîn ü zamân
Toldı şâdî vü buldı emn ü emân
Açıklama: Onun saltanatında bütün zaman ve zemin sevinç dolup korkusuzluk ve emniyet hâkim oldu.
30. Nergis urındı tâc-ı zerrîni
Giydi sûsen libâçe-i Çîn’i
Açıklama: Nergis altından tâcını takındı başına; susam ipekli kaftanını giydi üstüne.
31. Lâle destinde la’l sâgardur
Goncanun kîsesi tolu zerdür
Açıklama: Elinde la’lden kadeh vardır lâlenin, kesesi altın doludur goncanın.
32. Öyle emn irdi yohsul u bâya
K’eylemez kimse güç meger yaya
Açıklama: Yoksul ve zengin öyle emindir ki, kimse yaydan başkasına güç göstermez.
33. Toldı ol resme âlem içi ferâh
Ki ciger-hûn degül meger ki kadeh
Açıklama: Âlemin içi öyle ferah doludur ki, kadeh dışında ciğeri kanlı kimse yoktur.
34. Çıkdı Çîn ü Hıtâ’ya âvâze
Açdı Rûm içre adli dervâze
Açıklama: Adaleti Anadolu’da büyük bir kapı açtı diye, Çin ile Hıta’da duyuldu nâmı.
35. Zevk içinde cihân meger Şeyhî
Yeter uş mihnet ü belâ dahi
Açıklama: Dünya zevk, sefa içindedir ama, Şeyhî’nin nimeti zahmet ve belâdan ibaret.
36. Bahtı zengi yüzi tek ağarmaz
İşi başmaklayın başa varmaz
Açıklama: Bahtı, zenci yüzü gibi, ağarmaz; işleri hep tersine gider; çıkmaz düze.
37. Râhat umdukça gördi zahmetler
Devlet isteyü buldı mihnetler
Açıklama: Rahat ümit etti, zahmetler gördü; zenginlik istedi, hep sıkıntılar, dertler buldu.
38. Fikr olurken bu hâletün sıfatı
Geldi bu kıssanun münâsebeti
Açıklama: Bu halini nasıl izah edeceğini düşünürken, bu hikâyenin münasebeti geldi.
İbtidâ-i Harnâme Hikâyet-i Münâsebet-i Hâl
(Harnâme’nin Başlangıcı Hal Münasebetinin Hikâyesi)
39. Bir eşek var idi zaîf ü nizâr
Yük elinden katı şikeste vű zâr
Açıklama: Yük taşımaktan pek incinmiş ve inim inim inleyen zayıf, çelimsiz bir eşek vardı.
40. Gâh odunda vü gâh suda idi
Dün ü gün kahr ile kısuda idi
Açıklama: Bazen odun, bazen de su taşırdı; gece ve gündüz keder ve sıkıntı içinde idi.
41. Ol kadar çeker idi yükler ağır
Ki teninde tü komamışdı yağır
Açıklama: O kadar ağır yükler taşıyordu ki, yaralanmış teninde tüyden eser kalmamıştı.
42. Nice tü kalmamışdı et ü deri
Yükler altında kana batdı teri
Açıklama: Ne tüyü? Vücudunda et ve deri bile kalmamıştı; yükler altında kan tere batmıştı.
43. Eydür idi gören bu sûretlü
Tan degül mi yürür sünük çatlu
Açıklama: Onu bu halde gören: “Çatılmış kemikten ibaret bir şeyin yürümesi şaşılacak şey değil mi?” derdi.
44. Dudağı sarkmış u düşmüş enek
Yorulur arkasına konsa sinek
Açıklama: Dudağı sarkmış ve çenesi düşmüştü; arkasına bir sinek konsa, taşıyamaz, yorulurdu.
45. Doğranur idi arpa arpa teni
Gözi görünce bir avuç samanı
Açıklama: Bir avuç samanı görse teni arpa gibi doğranırdı.
46. Kargalar dirneği kulağında
Sinegün seyri gözü yağında
Açıklama: Kargalar kulağında toplanır; sinekler ise gözünün yağında dolanırdı.
47. Arkasından alınsa palanı
San ki it artuğuydı kalanı
Açıklama: Arkasından palanı alınsa, geriye kalan sanki bir it artığından farksızdı.
48. Bir gün issi ider inâyet ana
Yani kim gösterür riâyet ana
Açıklama: Bir gün sahibi ona yardım etti; yani lütuf ve iyilik gösterdi.
49. Aldı palanını vü saldı ota
Otlayarak biraz yürüdi öte
Açıklama: Palanını aldı ve onu otlağa saldı; eşek otlayarak biraz öteye yürüdü.
50. Gördü otlakda yürür öküzler
Odlu gözler ü gerlü göğüsler
Açıklama: Otlakta gözleri ateşli göğüsleri gergin halde yürüyen öküzler gördü.
51. Semirüp öyle yirler otlağı
Bir kılın çekseler tamar yağı
Açıklama: Otlağı sömürüp yiyorlardı; bir kılını çekecek olsan yağları damlardı.
52. Boynuzı bazısınun ay bigi
Kiminün halka halka yay bigi
Açıklama: Bazısının boynuzu ay gibi, kiminin ise halka halka yay gibiydi.
53. Yügrüşüp çün iderler âvâze
Yankulanırdı dağ u dervâze
Açıklama: Koşuşarak etrafa keyifli nağmeler saldıklarında dağ ve kale kapısı yankılanırdı.
54. Har-ı miskîn ider iken seyrân
Kaldı öküzleri görüp hayrân
Açıklama: Zavallı eşek dolanıp dururken sığırları görüp onlara hayran kaldı.
55. Geh yürürler ferâgat u hoş-dil
Gah yaylak u kışla geh menzil
Açıklama: Bazen yaylalarda bazen kışlaklarda yaşarlar; rahat ve neşe içinde gezip dururlardı.
56. Ne yular derdi ne gam-ı palan
Ne yük altında haste vü nâlân
Açıklama: Ne yular dertleri vardı, ne palan sıkıntıları; ne de yük altında inliyorlardı.
57. Acebe kaldı vü tefekkür ider
Kendi ahvâlini tasavvur ider
Açıklama: Eşek bu duruma şaşırdı ve düşündü; kendi durumunu gözleri önüne getirdi.
58. Ki birüz bunlarunla hilkatde
Elde ayakda şekl ü sûretde
Açıklama: Biz yaratılışta, elde, ayakta, şekilde ve görünüşte bu öküzlerle biriz.
59. Bunlarun başına taç neden
Bizde bu fakr u ihtiyaç neden
Açıklama: O halde bunların başlarına taç neden; bizdeki bu fakirlik ve ihtiyaç neden?
60. Bizi gör arpa derdi yay itdi
Bunlarun boynuzın kim ay itdi
Açıklama: Bizi gör ki, arpa derdi yay haline getirdi; bunların boynuzları nasıl ay gibi oldu?
61. Didi bu müşkilümi itmez hall
Meger ol bir filân har-ı a’kal
Açıklama: Bu müşkülümü falanca akıllı eşekten başkası çözemez dedi.
62. Var idi bir eşek firâsetlü
Hem ulu hem dahi kiyâsetlü
Açıklama: Eşekler arasında hem bilge, hem anlayışlı, çok da akıllı bir eşek vardı.
63. Çok geçirmüş zamâneden çağlar
Yükler altında sızırup yağlar
Açıklama: Yük altında çalışmaktan çok çile çekmiş, gün görmüş bir eşekti bu.
64. Nuh Peygamber’ün gemisine ol
Virmiş İblîs’e kuyruğı ile yol
Açıklama: Tufan’da, Nuh Peygamber’in gemisine girmesi için kuyruğu ile İblis’e yol vermişti.
65. Dir imiş ben döşer idüm döşegi
Dirilürken ölüp Üzeyr eşegi
Açıklama: Bu bilge eşek: “Üzeyir’in ölen eşeği dirilirken döşeği ben döşedim” dermiş.
66. Hoş-nefesdür deyü vü ehl-i fasîh
Hürmet eyler imiş hımâr-ı Mesîh
Açıklama: Hz. İsa’nın eşeği güzel sesli, maharetli ve güzel konuşur diye ona hürmet edermiş.
67. Kurt korkar idi kulağından
Arslan ürker idi çomağından
Açıklama: Bilge eşek o kadar büyüktü ki, kurt onun kulağından korkar; aslan da çomağından ürkerdi.
68. Ol ulu katına bu miskîn har
Vardı yüz sürdi didi ey server
Açıklama: Bu miskin eşek, o ulu eşeğin huzuruna vardı; yüz sürdü ve ”ey ulu önderimiz”:
69. Sen eşekler içinde kâmilsin
Âkil ü şeyh ü ehl ü fâzılsın
Açıklama: Sen eşekler içinde en mükemmel olansın, akıllısın, işini bilen ve erdem sahibisin.
70. Anda k’ıslah ide tapun şer ü şûr
Har-ı Deccâl’e diyeler ker ü kûr
Açıklama: Senin hizmetinde olmak kötüleri ıslah eder; sana kıyasla Deccâl’in eşeğine sağır ve kör derler.
71. Menzil-i müminîne rehbersin
Merkeb-i sâlihîne mazharsın
Açıklama: Sen müminleri konaklarına ulaştırırsın; iyi kimselerin bîneği olma şerefine mazharsın.
72. Nesebindür mesel hâtiblere
Nefesin hoş gelir edîblere
Açıklama: Hatip olanlara senin nesebin örnektir; nefesinse ediplere hoş gelir.
73. Sen eşeksin ne şek hakîm-i ecel
Müşkülüm var keremden itgil hall
Açıklama: Yüce bilge! Şüphesiz sen bilge eşeksin; müşkülüm var; lütfedip hallet.
74. Bu gün otlakda gördüm öküzler
Gerüben yürür idi gögüzler
Açıklama: Bugün otlakda göğüslerini gererek yürüyen öküzler gördüm.
75. Her birisi semiz ü kuvvetlü
İç ü tışı yağlı vü etlü
Açıklama: Her birisi semiz ve kuvvetliydi; içleri ve dışları yağlı ve etliydi.
76. Niçün oldı bulara erzânî
Bize bildür şu tâc-ı sultânî
Açıklama: Bunlara sultan tacı/boynuz neden layık görüldü; bunu bize bildir.
77. Yok mudur gökde ıldızumuz
K’olmadı yir yüzünde boynuzumuz
Açıklama: Bizim gökyüzünde talih yıldızımız mı yok ki, yeryüzünde boynuzumuz olmadı.
78. Çün sığırdan eşek nite ola kem
Çün meseldür ki der benî Âdem
Açıklama: Eşek sığırdan niçin daha kötü olsun; insanoğlu bunu atasözü olarak söyler ki:
79. Har eger hor u bî-temiz oldı
Çünki yük tutar ol aziz oldı
Açıklama: Eşek her ne kadar hor ve anlayışsız ise de, yük çektiği için şerefli ve hürmet hak eden bir hayvandır.
80. Bâr-keşlikde çün biziz fâyık
Boynuza niçün olmaduk lâyık
Açıklama: Mademki yük çekmekte biz sığırdan üstünüz; öyleyse boynuza neden layık olamadık?
81. Böyle virdi cevâbı pîr eşek
K’ey belâ bendine esîr eşek
Açıklama: Görmüş geçirmiş ihtiyar eşek şöyle cevap verdi: Ey belâ bağına esir olmuş eşek!
82. Bu işin aslına işit illet
Anla aklında yok ise kıllet
Açıklama: Eğer aklında noksan yoksa anla! Bu işin aslına sebep şu:
83. Ki öküzü yaradıcak Hallâk
Sebeb-i rızk kıldı ol Rezzâk
Açıklama: Yaratıcı öküzü yarattığında, O rızık verici, onu rızık sebebi yaptı.
84. Dün ü gün arpa buğda işlerler
Anı otlayup anı dişlerler
Açıklama: Öküzler gece gündüz arpa ve buğdayla uğraşırlar, onu otlayup onu dişlerler.
85. Çün bular oldu ol azîze sebep
Virdi ol izzeti bulara Çalap
Açıklama: Bunlar böyle mukaddes bir nimetin meydana gelmesine sebep oldukları için, yaratıcı o şerefi bunlara verdi.
86. Tâc-ı devlet konuldı başlarına
Et ü yağ toldı iç ü tışlarına
Açıklama: Başlarına mutluluk tacı konuldu; içlerine ve dışlarına et ve yağ doldu.
87. Bizüm ulu işimüz odundur
Od uran içimüze o dûndur
Açıklama: Bizim en önemli işimiz odun taşımaktır; içimizi yakan da o değersiz, aşağılık şeydir.
88. Bize çokdur hakîkî buyrukda
Nice boynuz kulağ u kuyruk da
Açıklama: Boynuz bir yana, gerçekte bize kulak ve kuyruk bile çoktur.
89. Döndi yüz derd ile zaîf eşek
Zâr u dil-haste vü nahîf eşek
Açıklama: Zayıf, inleyen ve gönlü yaralı eşek bu cevap üzerine yüz dert ile döndü.
90. Didi sehl ola bu işin aslı
Çünki şerh oldı bâbı vü faslı
Açıklama: Dedi ki: Bu işin esası açıklandığı için her şey açıklığa kavuştu.
91. Varayın ben de buğday işleyeyin
Anda yaylayup anda kışlayayın
Açıklama: Ben de gideyim buğday yetiştirmek için çalışayım; yazı kışı o işte geçireyim.
92. Nice yiyem odun ile letler
Bulayım buğday ile izzetler
Açıklama: Daha ne kadar yükler taşıyıp odun ile dayaklar yiyeceğim; ben de buğday yiyerek şeref kazanayım.
93. Gezerek gördü bir göğermiş ekin
Sanki tutardı ol ekin ile kin
Açıklama: Gezerken yeşermiş bir ekin gördü; sanki o ekine kin beslerdi.
94. Aşk ile döndi girdi işlemeğe
Gâh ayaklayu gâh dişlemeğe
Açıklama: Aşk ile gidip tarlayı işlemeye başladı; bir yandan ayağı ile çiğneyip eziyor, bir taraftan da ekinleri dişliyordu.
95. Arpa gördi gögermiş aç eşek
Buldı can derdine ilaç eşek
Açıklama: Aç eşek yeşermiş arpayı görünce adeta can derdinin ilacını buldu.
96. Değme kerret ki şevk ile kavrar
Toprağın bile götürür har-vâr
Açıklama: Her defasında şevkle kavradığı ekinle beraber toprağını da eşek yükü gibi götürüyordu.
97. Öyle yidi gök ekini terle
Ki gören dir zihî kara tarla
Açıklama: Yeşil ekini ter içinde kalarak öyle yedi ki, ekinden eser kalmadı: Gören “ne ekinsiz tarla” derdi.
98. Yiyerek doydu karnı çağnadı
Yuvalandı vü biraz ağnadı
Açıklama: Ekini yiyip karnı doyunca anırıp yuvarlandı ve biraz debelendi.
99. Başladı yırlayıp çağırmağa
Anıp ağır yükin anırmaya
Açıklama: Bağırıp şarkı söylemeye, taşıdığı ağır yükleri hatırlayıp anırmaya başladı.
100. Dimiş ol Âdemî ki hoş-demdür
Niam oldukda bî-nagam gamdur
Açıklama: Güzel sözlü bir adam: “Nimet, nağmesiz olursa gamdır” demiş.
101. Bes edip cûş içinden eşvâkı
Rast düzdi nevâ-yı uşşâkı
Açıklama: Bunu bilen eşeğin içinde şevki kabardı ve âşıkların nağmesini râst makamından icra etti.
102. Çeker âvâz tîz ider perde
Hoş ser-âgâz ider muhayyerde
Açıklama: Tîz perdeden bağırdı, muhayyer makamında gezindi ve karar kıldı.
103. Nice düzmek ki bozdı âhengi
Perdesin açdı ol cihân nengi
Açıklama: Düzenlemek bir yana, o dünyanın utancı olan eşek ahengi bozdu.
104. Çıkarur har çün “enkerü’l-esvât”
Ekin issine arz olur arasât
Açıklama: Eşek seslerin en çirkinini çıkarınca, durum ekin sahibine arz olundu.
105. Ağaç elinde azm-i râh itdi
Tarlasını göricek âh itdi
Açıklama: Adam elinde bir sopa hemen yola çıktı; tarlasını o halde görünce âh etti.
106. Dâneden gördi yeri pâk olmuş
Gök ekinliği kara hâk olmuş
Açıklama: Gördü ki, yerler taneden temizlenmiş, yeşil ekinliğin yerini kara toprak almıştı.
107. Yüreği sovumadı söğmek ile
Râhat olmadı gönli döğmek ile
Açıklama: Sövmek gönlünü soğutmadı; eşeği dövmekle de hiddeti geçmedi.
108. Bıçağın çekdi kodı ayruğını
Kesdi kulağını vü kuyruğını
Açıklama: Sövüp dövmeyi bırakıp bıçağını çekti; eşeğin kulağını ve kuyruğunu kesti.
109. Kaçar eşek acıyarak canı
Dökülüp yaşı yerine kanı
Açıklama: Canı yanan zavallı eşek, gözyaşı yerine kanını dökerek kaçtı.
110. Uğrayu geldi pîr eşek nâgâh
Sordı hâlini kıldı derd ile âh
Açıklama: Yolda ansızın o yaşlı eşeğe rastladı; yaşlı eşek halini sordu; miskin eşek dert ile âh etti.
111. Derd ile inleyü didi ey pîr
Har-ı rûbâh gibi pür-tezvîr
Açıklama: Acındırıp inleyerek dedi ki: Ey yaşlı ve koca tilki gibi yalan dolan dolu eşek.
112. Batıl isteyü hakdan ayrıldum
Boynuz umdum kulakdan ayrıldum
Açıklama: Gerçek olmayan şeyi isteyerek haktan ayrıldım; boynuz umudum kulaktan ayrıldım.
113. Benem ol har yükündeki har-ı leng
Gussalar balçığına vâlih ü deng
Açıklama: O gam yükü altında, kaygı balçığında şaşırıp kalmış topal eşek benim.
114. Ne yüküm bir nefes giderici var
Ne biraz çekmegine yarıcı var
Açıklama: Ne ağır yükümü bir nefes kaldıracak biri var, ne de yükün taşınmasına yardım edecek bir kimse.
115. Har-ı gedâ iken arpaya muhtâç
Gezerem ki urıla başuma tâç
Açıklama: Ben ki, arpaya muhtaç koca bir dilenciyken başıma taç giydirilmesini bekledim.
116. İster iken helâlden rûzî
Varum itdüm harâmîler rûzî
Açıklama: Helalden rızık isterken, varımı yoğumu haramîlerin nasibi yaptım.
117. Ger tonuzlara olmaya buyruk
Âh gitdi kulağ ile kuyruk
Açıklama: O domuzlara padişahın emri olmazsa, âh kulak ile kuyruk gitti demektir.
118. Hükm-i sultân ki ola pâyende
Çarh çâkerdür felek bende
Açıklama: Padişahın buyruğu dâim olsun, gökyüzü onun uşağı, felek kölesidir.
119. Kim ola bârî bir iki eclâf
İde tevki-i pâdişâha hilâf
Açıklama: Ayak takımından haddini bilmez bir iki yol kesici kişi kim oluyor ki padişahın fermanına karşı geliyor.
120. Şâh kahrı “neûzü bi’llâh” eger
Carh baş çekse ider zîr ü zeber
Açıklama: Padişahın kahrı -Allah korusun- felek bile serkeşlik etse onun altını üstüne getirir.
121. Göklere irdi nâle vü feryâd
Dâd iy pâdişâh-ı âdil-dâd
Açıklama: İnilti, feryâd göklere ulaştı. Ey adaletli padişah! Merhamet ve adalet lütfet.
122. Şeyhî uzatma nâle vü âhın
Nüktedândur bilir şehen-şâhın
Açıklama: Şeyhî, inilti ve sızlanmayı artık uzatma; padişahın nüktedandır; merâmını anlar.
123. Ger inâyetden istersen tevfîr
Kılma devlet duâsını taksîr
Açıklama: Lütuf ve ihsânın çoğalmasını istersen, devlet duasını eksik yapma.
124. Nice kim bu zamâne-i nâsâz
Câhile nâz vire ehle niyâz
Açıklama: Bu zamane câhile naz, ehil kimseye niyâz ettirdiği müddetçe,
125. Ne kadar kim cihân-ı bî-ihlâs
Ârifi hâriç ide âmiyi hâs
Açıklama: Kalbi temiz olmayan dünya, irfan ehlini dışarı atıp bilgisizi padişahın husûsi meclisine aldırdığı sürece,
126. Ol şehün işi izz ü nâz olsun
Düşmeninün gam u niyâz olsun
Açıklama: O padişahın işi yücelik ve naz, düşmanlarını ise gam ve yakarma olsun.
— Şeyhî
0 Yorumlar
Yorumlarınızı bekliyorum.