Duha Koca Oğlu Deli Dumrul Hikâyesi PDF İndir
Duha Koca Oğlu Deli Dumrul Hikâyesini okumak ve PDF dosyasını indirmek için tıklayın.
DUHA KOCA OĞLU DELİ DUMRUL BOYUNU BEYAN EDER HANIM HEY!
Duha Koca Oğlu Deli
Dumrul hikâyesini PDF dosyası olarak indirmek için yazının sonundaki mavi renkli
bağlantıya tıklayın.
Meğer hanım, Oğuz'da Duha Koca oğlu Deli Dumrul derlerdi bir er var idi. Bir kuru çayın üzerine bir köprü yaptırmıştı. Geçenden otuz üç akçe alırdı. Geçmeyenden döve döve kırk akçe alırdı. Bunu niçin böyle ederdi? Onun içindir ki, benden deli, benden güçlü er var mıdır ki çıksın benimle savaşa derdi. Benim erliğim, bahadırlığım, cilasunluğum, yiğitliğim Rum'a, Şam'a gitsin, duyulsun derdi.
Meğer bir gün köprüsünün yamacına bir bölük
oba konmuş idi. O obada bir yahşi, iyi yiğit hastalanmış idi. Allah'ın
emriyle o yiğit öldü. Kimi oğul diye, kimi kardeş diye ağladı. O yiğit üzerine
muhkem kara şivan oldu. Birden Deli Dumrul dörtnala yetişti. Bre (…)
ne ağlarsınız, benim köprümün yanında bu kavga nedir, niye şivan edersiniz,
dedi.
Söylediler: Hanım, bir yahşi yiğidimiz öldü,
ona ağlıyoruz dediler.
Deli Dumrul kırk yiğidiyle yiyip içip
otururken birdenbire Azrail çıkageldi. Azrail'i ne çavuş gördü ne
kapıcı. Deli Dumrul'un görür gözü görmez oldu, tutar elleri tutmaz
oldu. Dünya âlem Deli Dumrul'un gözüne karanlık oldu. Çağırıp
Deli Dumrul söyler, görelim hanım ne söyler.
Der:
Bre deli (…)
Gözümün fersizliğini ne beğenmezsin
Gözü gökçek kızların gelinlerin canını çok almışım
Sakalımın ağardığını ne beğenmezsin
Ak sakallı, kara sakallı yiğitlerin canını çok almışım
Sakalımın ağarmasının manası budur
dedi.
Bre deli (…) övünüyordun, diyordun al kanatlı Azrail benim elime geçse öldüreydim, yahşi yiğidin canını onun elinden kurtaraydım diyordun. İmdi bre deli, geldim ki senin canını alayım, verir misin, yoksa benimle cenk eder misin dedi.Deli Dumrul söyledi: Bre al kanatlı Azrail sen misin dedi.
Bu yahşi yiğitlerin canını sen mi alırsın dedi.
Evet, ben alırım dedi.
Deli Dumrul söyledi: Bre kapıcılar kapıyı kapayın
dedi. Bre Azrail ben seni geniş yerde isterdim, dar yerde iyi elime
girdin, evla mı? Ben seni öldüreyim, yahşi yiğidin canını kurtarayım
dedi. Kara kılıcını sıyırdı eline aldı, Azrail'e çalmaya
hamle kıldı. Azrail bir güvercin oldu, pencereden uçtu gitti. Âdemîler
ejderhası Deli Dumrul elini eline çaldı, kas kas güldü. Dedi: Yiğitlerim,
Azrail'in gözünü öyle korkuttum ki geniş kapıyı koydu, dar bacadan
kaçtı. Madem benim elimden güvercin gibi kuş oldu uçtu, bre ben onu kor
muyum doğana aldırmayınca dedi. Kalktı atına bindi, doğanını eline aldı,
ardına düştü. Bir iki güvercin öldürdü, döndü. Evine gelirken Azrail
atının gözüne göründü. At ürktü, Deli Dumrul'u götürdü yere vurdu.
Kara başı bunaldı, darda kaldı. Ak göğsünün üzerine Azrail basıp
kondu. Az önce mırlardı, şimdi hırlamaya başladı.
Dedi:
Tanrı'nın birliğine yoktur güman
Ben seni böyle bilmez idim
Uğru gibi can aldığını duymaz idim
Tepesi büyük bizim dağlarımız olur
O dağlarımızda bağlarımız olur
O bağların kara salkımlı üzümü olur
O üzümü sıkarlar, al şarabı olur
O şaraptan içen esrik olur.
Şaraplıydım duymadım
Ne söyledim bilmedim
Beylikten usanmadım
Yiğitliğe doymadım
Canım alma Azrail, medet dedi.
Deli Dumrul der: Peki can veren, can alan Allah Teala mıdır?
Beli, odur dedi.
Döndü Azrail’e: Peki sen n'eylemekli kadasın? Sen aradan çekil, ben Allah Teala ile haberleşeyim dedi. Deli Dumrul burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş."
Der:
Kimse bilmez nicesin
Görklü Tanrı
Nice cahiller seni gökte arar, yerde ister
Sen hod müminlerin gönlündesin
Daim duran Cebbar Tanrı
Baki kalan Settar Tanrı
Benim canımı alırsan sen al
Azrail'e almaya bırakma
dedi.
Allah Teala'ya Deli Dumrul'un burada sözü hoş geldi. Azrail'e nida eyledi ki: Madem deli (…) benim birliğimi bildi, birliğime şükür kıldı, ya Azrail, Deli Dumrul can yerine can bulsun, onun canı azat olsun dedi.
Bilir misin neler oldu
Küfür söz söyledim
Hak Teala'ya hoş gelmedi
Gök üzerinde al kanatlı Azrail'e emreyledi
Uçup geldi
Akça benim göğsüme basıp kondu
Hırıldatıp tatlı canım alır oldu
Baba senden can dilerim, verir misin
Yoksa oğul Deli Dumrul diye ağlar mısın
Babası der:
Oğul oğul, ay oğul
Canımın paresi oğul
Doğduğunda dokuz buğra öldürdüğüm aslan oğul
Altın pencereli otağımın kabzası oğul
Kaza benzer kızımın gelinimin çiçeği oğul
Karşı yatan Kara Dağ'ım gerekse
Söyle gelsin, Azrail'in yaylası olsun
Soğuk soğuk pınarlarım gerekse
Ona içit olsun
Tavla tavla şahbaz atlarım gerekse
Ona binit olsun
Katar katar develerim gerekse
Ona yüklet olsun
Ağıldan akça koyunum gerekse
Kara mutfak altında onun şöleni olsun
Altın gümüş pul gerekse
Ona harçlık olsun
Dünya şirin, can aziz
Canıma kıyabilemem, belli bil
Benden aziz, benden sevgili anandır
Oğul anana var dedi.
Deli Dumrul babasından yüz bulamayıp sürdü, anasına geldi.
Ana, bilir misin neler oldu
Gökyüzünden al kanatı Azrail
Uçup geldi
Akça benim göğsüme basıp kondu
Hırıldatıp canım alır oldu
Babamdan can diledim ama vermedi
Senden can dilerim ana
Canını bana verir misin
Yoksa oğul Deli Dumrul diye ağlar mısın
Acı tırnağını ak yüzüne çalar mısın
Kargı gibi kara saçını yolar mısın ana
dedi.
Anası burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş.
Anası der:
Oğul oğul, ay oğul
Dokuz ay dar karnımda taşıdığım oğul
On ay deyince dünya yüzüne getirdiğim oğul
Dolama beşiklerde belediğim oğul
Dolap dolap ak sütümü emzirdiğim oğul
Akça burçlu hisarlarda tutulaydın oğul
Sası dinli kâfir elinde tutsak olaydın oğul
Altın akçe gücüne dayanıp seni kurtaraydım oğul
Yaman yere varmışsın, varabilemem
Dünya şirin, can aziz
Canıma kıyabilemem, belli bil dedi, anası da canını vermedi. Böyle deyince Azrail geldi Deli Dumrul'un canını almaya.
Deli Dumrul der:
Tanrı'nın birliğine yoktur güman
Azrail der: Bre (…), daha ne aman dilersin? Ak sakallı babanın yanına vardın can vermedi, ak pürçekli ananın yanına vardın can vermedi, daha kim verse gerek dedi.
Deli Dumrul: Hasretlim vardır, buluşayım dedi.
Azrail der: Bre deli, hasretlin kimdir?
Der: Yad kızı helalim var, ondan benim iki oğlancığım var. Emanetim var, ısmarlarım onlara, ondan sonra benim
canımı alasın dedi, sürdü helalinin yanına geldi.
Benim canım senin canına kurban olsun" dedi,
razı oldu. Azrail hatunun canını almaya geldi. Âdemler oğlu
ejderhası yoldaşına kıyamadı. Allah Teala'ya burada yalvarmış, görelim
nice yalvarmış.
Yücelerden yücesin
Kimse bilmez nicesin
Görklü Tanrı
Çok cahiller seni gökte arar, yerde ister
Sen hod müminlerin gönlündesin
Daim duran Cebbar Tanrı
Ulu yollar üzerine
İmaretler yapayım senin için
Aç görürsem doyurayım senin için
Yalıncak görürsem donatayım senin için
Alırsan ikimizin canını birlikte al
Korsan ikimizin canını birlikte koy
Keremi çok Kadir Tanrı
Hak Teala'ya Deli Dumrul'un sözü hoş geldi.
Azrail'e emreyledi: Deli Dumrul'un atasının, anasının canını al. O iki
helalliye yüz kırk yıl ömür verdim dedi. Azrail de babasının anasının
hemen canını aldı. Deli Dumrul yüz kırk yıl daha yoldaşıyla yaş yaşadı.
Dedem Korkut geldi, boy boyladı, soy soyladı.
Bu boy Deli Dumrul'un olsun, benden sonra alp ozanlar söylesin, alnı açık cömert
erenler dinlesin dedi.
Yerli Kara Dağlar'ın yıkılmasın
Gölgelice kaba ağacın kesilmesin
Coşkun akan görklü suyun kurumasın
Kadir Tanrı seni namerde muhtaç etmesin
Ak alnında beş kelime dua kıldık, kabul olsun.
Yığıştırsın deriştirsin, günahınızı
Adı güzel Muhammed'e bağışlasın hanım hey!"
Anonim(çev. Ayşegül Çakan)