9. Sınıf Edebiyat Sayfa 289 Cevapları

SORU: Aşağıda Âşık Veysel isimli belgeselden alınan cümleler yer almaktadır. Bu cümlelerde kullanılan anlatım biçimlerini tespit ederek anlatım biçimlerinin metnin üslubuna katkılarını gerekçesiyle yazınız.

a) “Ben, Şarkışla ilçesinin Sivrialan köyünde 1894’te dünyaya gelmişim. Dünyaya gelişimde annem koyun sağmadan gelirken yol üzerinde dünyaya getirmiş beni. Yedi yaşına kadar ben de herkes gibi koştum, serptim, güldüm, oynadım. Yedi yaşımda çiçek hastalığından gözlerimi kaybettim. Babam rahmetli, bir saz bulmuş, getirdi. İşte evvel malum köylerde radyo gramafon yok. Bu; düğünlere götürürler, eğlenti yerlerine götürürler, ihtibar (itibar) ederler diye bunu düşünerek bir saz getirdi. Verdi. Ama işte o andan bu ana çalıp söylüyorum. Yaş yetmiş beş. Yetmiş beş senelik hayat bir günde bir saatte, bir senede hatta tükenmez.”

CEVAP: Burada öyküleme kullanılmıştır. Kendi hayatını sırayla anlatıyor. Bu da metni daha anlaşılır yapmış. Sanki biri karşımda anlatıyormuş gibi geldi bana. O yüzden daha samimi olmuş.

b) “Benim görüşlerim şöyle: Misal olarak anlatıyım. Bir meyve çiçek açtığı zaman çiçek dökülür. Çağla ismi verirler o meyveye. Nihayette zaman gelir, meyve tam kemalini bulur. Ondan sonra kokusu, lezzeti tamamen yerine gelir. O herhangi bir meyve olduğunu herkes bilir. Bu yaşta böyle oluyor galiba.”

CEVAP: Burada örnekleme ve benzetme var. Meyve örneği vererek düşüncesini anlatıyor. Bu da konuyu daha kolay anlamamı sağladı. Yani böyle anlatınca daha akılda kalıcı oluyor.

c) “Gözlerim açık olduğu zamanlarda kömürü görmüştüm siyah diye onu tanıyorum. Fakat o gördüğüm gibi değil. Şimdi içerimde canlanan kafamda canlanan o siyahın bir insanların terbiyesiyle bir parlaklık meydana getirmiş ama siyah aslında ama onda bir ziya, parlayan ışık gibi bir şey var. Kırmızıya gelince; kırmızı da babam rahmetli kafa kâğıdı diye birisini getirdi, okutuyordu. Kırmızıyı o kâğıdın üzerinde gördüm. O rengi de yani kan rengine benzetiyorum.”

CEVAP: Burada betimleme ve öyküleme var. Renkleri anlatmaya çalışıyor. Siyahı ve kırmızıyı tarif ediyor. Bu da gözümüzde canlandırmamıza yardımcı oluyor. Daha etkileyici olmuş bence.

ç) “Evet, şimdi eğer gözlerim olsa idi, ben toprağı göremeyecektim, toprağın özelliklerini bilmeyecektim. Çiğneyip geçecektim toprağı. Taş koyman dediğimin sebebi şu: Ben öldükten sonra üzerimde otlar bitsin, çiçekler açsın. Taş kapatır, çimento kapatır, hiç kimse istifade edemez. Yalnız benim toprağım da milletime hizmet etsin. Ordaki biten otlardan koyun yesin et olsun. Kuzu yesin süt olsun. Arı yesin arı götürsün bal olsun. Ben orda taşın altında yatmakla bir istifadem yok, düşüncem bu. Bunun için üstümü kapatmayın, diye her an rica ediyorum çocuklarıma.”

CEVAP: Burada açıklama var. Düşüncesini nedenleriyle anlatıyor. Toprağın ne işe yarayacağını örneklerle söylemiş. Bu da anlatımı daha güçlü yapmış. İnsanı düşündürüyor biraz.

Yorum Gönder

0 Yorumlar