11. sınıf Türk Dili ve Edebiyatı ders kitabı sayfa 64'te bulunan karekoddaki Değişen İletişim Araçlarının Hayatımızdaki Yeri adlı çok modlu metnin yazıya geçirilmiş halini aşağıda okuyabilirsiniz.
Değişen İletişim Araçlarının Hayatımızdaki Yeri
SUNUCU: TRT TÜRK ekranlarından iyi akşamlar. Aklı Selim programına hoş geldiniz. Bu hafta Hamza Müslümanoğlu ve Abdurrahman Mıhçıoğlu hocalarımızla yeni, farklı bir konuyu konuşacağız. Mektuptan e-postaya iletişim araçlarını, hayatımız üzerindeki etkilerini ve bizi ne kadar farklılaştırdığı konusu üzerinde tartışacağız. Hamza Müslümanoğlu hocam, hoş geldiniz.
HAMZA MÜSLÜMANOĞLU: Hoş bulduk. Sefalar getirdiniz. Allah razı olsun.
SUNUCU: Abdurrahman Mıhçıoğlu hocam, siz de hoş geldiniz.
ABDURRAHMAN MIHÇIOĞLU: Hoş bulduk hocam.
SUNUCU: İnsanlığın var olan düzleminde birbirleriyle iletişimini artırması, zamanla insanın medenileşmesini de meydana getirdi. Çünkü iletişim aynı zamanda bir medenileşme hareketidir. Çünkü paylaşma süreci insanların daha farklı şeylerden haberdar olması ve var olan düşüncelerini gözden geçirip yeni düşünceler edinmesi düzlemine doğru insanı sevk etmiştir ve farklılaşan bir dünyayı özellikle 21. yüzyılda daha yoğun bir biçimde yaşıyoruz ve farklı bir düzlemde, farklı bir hayat tasavvuru içindeyiz. Yani daha önceki zamanlardan çok farklı bir yaşam biçimine sahip olarak, insanoğlu olarak hayatta varlık sergiliyoruz, devam ediyoruz.
Ben daha çok şunun üzerinde durmak istiyorum. İnsan ne oldu da başka insanlarla iletişim kurma gereği duydu? Ve bu iletişim kurma biçimlerini zamanla farklılaştırmasındaki hem insanda var olan güdüsel etki neydi, hem de var olan teknik süreci, yön verici, onu sevk edici bakış açısı neydi?
HAMZA MÜSLÜMANOĞLU: Tabii şu anda iletişim araçlarının bu kadar gelişmişliği bize görüntülü olarak ve sesli olarak iletişebilmeyi sağlamışken mektubun hemencik etkisini insanda meydana getirdiği hâli anlamak çok kolay olmayabilir. Çünkü şu anda yazmaya, yazıyla bir duygumuzu göndermeye gerek yok. Sesli olarak bunu yapabiliyoruz. Yazı ayrıyeten belki bir zahmet olarak geliyor.
Ama 60'lar, 70'ler böyle imkânların olmadığı dönemlerde gönlünüzde bulundurduğunuz, sevdiğiniz, merak ettiğiniz ve hani “gönle giren, gözden uzak olmaz, gözden ırak olan, gönülden de ırak olur” diye bir cümle öyle başlıyor ama gönüldeyse ondan haber almak, onunla yazışmanın dışında bir imkânınız yok zaten haberleşmek, iletişmek noktasında.
Belki telefon var ama o da çok zor iletişim kurulabilen bir şey. Dolayısıyla bir kâğıdın üzerine kaydedilmiş ve o kaydedilmiş olan şeyi tekrar tekrar hatırlamak üzere çıkartıp okuyabileceğiniz ve her okuyuşunuzda “Acaba nasıl bir cümle kurmuş, ne demek istemiş?” diye üzerinde düşüneceğiniz, hayal kuracağınız ve sonra bu hayallerin içerisinden siz de “Şöyle mi demek istedi, böyle mi demek istedi?” diye onu anlatmak noktasında sizin de ona duygularınızı, düşüncelerinizi, muhabbetinizi, sevginizi yazıyla ileteceğiniz bir araç.
Gerçekten insan çok yavaş, ağır yaşıyordu mektuplu dönemde.
Ama e-posta sürecinde bir kurumda, özellikle hastaneler... Siz tıpçısınız aynı zamanda, bunun önemini daha iyi biliyorsunuz. İşte rapor sonuçları ya da hastanın sonuçları benzeri şeyler görüyoruz. Birden çabuk biçimde edinebiliyorsunuz. Başka bir hastaneye gitseniz de oranın ekranında görebiliyorsunuz ve birçok kolaylığı var. Sadece tıp alanında değil, eğitim alanında, özellikle bürokrasinin birçok alanında böyle bir katkısı var.
E-postanın, malum işte, 1971'de Arpanet'te ilk e-mail, e-posta gönderiliyor. Ve yaklaşık 55 yıllık falan bir süreci var. 50 yıllık süreci var e-postanın. O 50 yıllık süreçte tabii ki hızlanması, özellikle 1990'lar sonrası oldu. Bu süreçte var olan bu iletişim ağının genişlemesi hâliyle teknolojinin, uygarlığın daha hızlı ilerlemesini, gelişmesini doğurdu.
0 Yorumlar
Yorumlarınızı bekliyorum.