11. Sınıf Edebiyat Sayfa 180 Cevapları

Aşağıdaki cevapları metindeki kişilerin özelliklerine göre, öğrencinin yazabileceği kadar sade tuttum.

SORU: 3. Roman kişilerinin söz ve davranışlarını örnekleyen ifadeleri belirleyiniz. Bu ifadelerden hareketle kişilerin duygu ve düşüncelerine yönelik çıkarımlarınızı tabloya örnekteki gibi yazınız.

Kişiler Kişilerin Söz ve Davranışları Kişilerin Duygu ve Düşüncelerine Yönelik Çıkarımlarım
Mümtaz Fakat sıçrayabilmek, ufuk değiştirmek için dahi bir yere basmak lâzım. Bir hüviyet lâzım. Bu hüviyeti her millet mazisinden alıyor. Bir milletin gelişmesi geçmişinden, tarihinden ve kültüründen beslenmesine bağlıdır.
Nuran "Beni büyük annemin yaptığı hata korkuttu. Bizim ailede ihtirasları yüzünden etrafını mustarip eden çoktur. Çocukluktan beri beni büyük anneme benzetirler; onun için büyük annemi çok düşündüm. Belki de bu yüzden hislerimden ziyade aklımla yaşamak istedim. Fakat ne çare, talih istemeyince... Çocuğum yine bedbaht oldu." Nuran aslında aşık olmaktan çok korkuyor. Ailedeki herkesin aşk yüzünden acı çektiğini bildiği için aklıyla ve mantığıyla hareket etmeye çalışıyor ama bence kaderinden kaçamayacağını anlayıp içi içini yiyor.
İhsan "İnsanlıktan ümit kesilir mi? Yalnız harpten iyi şey ummuyorum. Medeniyetin yıkımı olacaktır... Harbin, ihtilalin korkunç tarafı, asırlarca gayretle, terbiye ile, kültürle yendik sandığımız bu kaba kudreti birdenbire başı boş bırakmasıdır." İhsan abi çok mantıklı ve gerçekçi bir insan. İnsanlığa olan inancını hiç kaybetmiyor ama savaşın, insanların o kadar zaman boyunca biriktirdiği iyi şeyleri, yani kültürü bir anda yok edeceğini bildiği için savaşa çok karşı.
Macide "Hep böyle Mümtaz, dedi, hep böyle..." diyerek, beş gecedir uykusuz kalıp kocasının yatağı başında beklemesine rağmen yüzündeki o sakin tebessümü kaybetmeden sediri göstermesi. Macide yorulsa bile bunu hiç belli etmeyen, hep sakin kalmaya çalışan biri. İhsan'ın hastalığı yüzünden içi kan ağlasa da Mümtaz'a karşı bunu böyle tatlı tatlı ve sakin sakin anlatıyor çünkü her şeye rağmen o tebessümüyle evin neşesini ve gücünü korumaya çalışıyor.
Suat "Kaldı ki, harp bir zaruret oldu artık... bu kadar karışık hesabı ancak o temizliyebilir. İnsanlık ölü kalıplardan ancak böyle bir yangınla kurtulur..." Suat çok karamsar bir tip, yani her şeyi inkar ediyor. Kendi içindeki o mutsuzluk ve huzursuzluk yüzünden her şey yıkılsın, yansın istiyor. Dünyadaki o eski düzenin ancak büyük bir savaşla temizleneceğine inanacak kadar hayattan ümidi kesmiş.
Fâhir "Biliyorum... Hep bildiğim şeyler..." diyerek bedbaht bir şekilde Nuran'ı ne kadar güzel bulduğunu ve geçmişten beri onu aslında hiç tanıyamadığını fark etmesi. Fâhir bence aşırı zayıf karakterli ve iradesiz bir adam. Zamanında yaptığı hataların, Nuran'ı kaybetmenin farkında ama bunları düzeltemediği için sadece pişmanlık duyuyor ve kendi kendine üzülüp eziliyor, yani çok mutsuz bir insan.

Yorum Gönder

0 Yorumlar